O artık benim gibi değil

r/AteistTurk - - Yeni Kitap Etkinliklerine Başlıyoruz. (Güzel ve kaliteli olacağını düşünüyorum.

2020.10.26 21:12 allahsizallah r/AteistTurk - - Yeni Kitap Etkinliklerine Başlıyoruz. (Güzel ve kaliteli olacağını düşünüyorum.

evet, hepinize merhaba. bir süre önce, u/sleepparalysisdemon5 bir gönderi paylaşmıştı ve yakınlarda etkinlik yapılır mı diye sormuştu. ben de istenirse neden olmasın dedim. ve sanırsam fazla yapılması istenmese bile güzel bir şey çıkabileceğini düşündüm. aslında bi ara aklıma bir fon açıp, isteyenin bağışta bulunarak, kitabı almayı başaramayacak insanlara ulaştırmamızın muazzam olacağını da düşündüm. fakat sonra dönüşüm adlı 3 tl'lik kargo beleş kitabı kim neden alamasın dedim. evet böylecilikle ilk etkinlik kitabının adını da vermiş oldum. öncelikle etkinliğin nasıl olacağını söylemek isterim.
*yaklaşık 3 hafta kadar sonra tekrar bu şekilde bir post açacağım. ve alıp okuyan kişiler, fikirlerini, görüşlerini, düşüncelerini, ne hissettiklerini ve nasıl bulduklarını konuşacaklar, ben ve modlar da dahil. ondan sonra tekrar yeni bir kitap ile etkinliğe başlayacağız. 1. etkinlik olduğu için kitabı biz belirledik ve değiştirmeyeceğiz. fakat 2. etkinlikte önerilerinizi dinleyerek en çok isteneni seçebiliriz. kısacası kolay, yararlı ve bence hoş bir etkinlik.

Franz Kafka - Dönüşüm

eğer zaten okumuşsanız ve aklınızdaysa tekrar okumanıza gerek yok. umarım bir dahaki etkinliğe katılırsınız. zaten isterseniz 3 hafta sonraki tartışmaya da katılabilir ve düşüncelerinizi söyleyebilirsiniz. size kısaca kitaptan bahsediyim. sadece iki günde kafamı fazla yormadan 30 sayfa okudum. (bunu başarı manasında değil kolaylık anlamında söylüyorum. yaklaşık en fazla iki günde toplam 1 saat harcamışımdır.) kitabın linklerini bir çok siteden alıp yazının en altına koydum istediğinizi alabilirsiniz. bilerek ilk etkinlik için ucuz ama efsane bir kitap seçtik. konusunu sizlere anlatmam gerekirse şöyle özetleyeyim.
"Gregor Samsa, kâbuslarla geçirdiği bir gecenin ardından sabah yatağında uyandığında, kendisini devasa, canavara benzer bir böceğe dönüşmüş olarak buldu." dönüşüm, gerçekle kurgunun iç içe geçtiği bu cümleyle başlar. Gezgin satıcı Gregor, böceğe dönüşür, zamanla borçlarını ödeyemez ve onlar için bir külfet hâline gelir. Artık toplumla bağdaşması mümkün olmaz, gün geçtikçe yabancılaşır. Hikâyede genç satıcının neden dönüştüğü açıklanmamakla birlikte Franz Kafka da bununla ilgili söylemde bulunmamıştır. 1925'te yayınlanan eser, yazarın 20. yüzyılda çığır açmış uzun hikâyesidir; günümüz de okuru büyülemeye devam eder.
hikayenin aşırı kısa bir özeti bu. daha fazla spoiler vermek istemedim. bence bir anlamı kalmıyor ama emin olun kaliteli bir kitap. daha ne yazılabilir bilmiyorum. dediğim gibi, ilk etkinlik o yüzden ucuz orta kaliteli ve ilke uygun bir kitap seçmeye çalıştık. olduğu kadar artık :) öneriniz, eksik gördüğünüz bir yer vs varsa yazabilirsiniz. örneğin okumak için verilen süre fazla gelirse kısaltabiliriz. hemen hemen her kitapçı da bulabilirsiniz diye düşünüyorum fakat yine de alt kısma yukarıdan aşağıya fiyatı artacak şekilde bir sürü link bıraktım. iyi geceler.

1. link

2. link

tavsiye ettiğim ve benim elimde olan kitap bu. bence en iyisi bunu almanız. hepimiz aynı yayın ve çevirmenden okusak daha iyi tartışırız diye düşünüyorum ama tabiki arada o kadar fark yoktur zorlama yok.

4.link

5. link

kitaba ulaşamayacak, alamayacak ya da pdf den okuyarak daha iyi olucağını düşünenler için pdf link

daha fazlasına burdan ulaşabilirsiniz. bunlar yalnızca temel olanlar. ciddiyet amaçlı bir gönderi ve etkinlik olduğu için bu postun altındaki hakaret içeren yorumlar kaldırılacaktır, bilginize.

submitted by allahsizallah to AteistTurk [link] [comments]


2020.10.25 21:38 ffuckedlives Az önce attığım postun devamı gibi

Lan olm şimdi düşünüyorum da iyi halı altına süpürmüşüm galiba, bilmiyorum belki de burada gömdüğünüz mentalcellerden biriyim. Ama 24 yaşına geldim bakın tek bir kızla bile el ele tutuşmuşluğum yok, yine böyle bir teşebbüsüm girişimim aman segili yapam kız peşinde koşam gibi dertlerim de yok ulan bu zamana kadar kız yüzü gördüysek de kızlara yüz vermediğimizden zaten yoksa selam versem aman bu benden hoşlanacak diye kaçıyolar zaten bu yüzden şimdiye kadar MGTOW cular gibi gezdim. Ama bu subı keşfettiğim lanet olası günden beri halı altına süpürdüklerim gün yüzüne çıkıyor, yavaş yavaş kafayı yiyorum işten güçten kesildim YAŞAMA ŞEVKİ, ÇALIŞMA ÇABALAMA ŞEVKİM BİTTİ, her şeyi o kadar büyük bir zorlukla ıkına ıkına yapıyoruum ki...
Eee buraya kadar yazdın da noldu bize ne senden, nolmuş yani gerçeklere tahammül edemiyorsan diyecekseniz ulan işte sorun benim şimdiye kadar gerçeklere tahammül edebiliyorken bu sub yüzünden artık tahammül sınırlarımın zorlanıyor oluşu, hala ulan acaba diyorum hala yalnızlık içinde ölen incel dışında alternatifler arıyorum içimde hala bir umut var ulan acaba çok mu büyütüyorum normieyim belki de nerden biliyorum ya da yaş artıkça yüzüm oturur falan heightten de kaybediyotum, genetiğiim harbi çöp bir tek zeka var ondan da asla emin olamıyorum zeki miyim aptal mıyım bunu beni 24 sene tanıyanlar bile cevaplayamadığı anlar oluyor hayatta büyük aptallıklar yapbilecek bir insanım üstelik eskisi kadar zeki değilim bu da ayrı bir boktan nokta üniye başladığımda dereceye oynayan adamdım sonraki sene repeat yaptım öyle böyle bitti şu anda elime iki kağıt versen ezberimde tutamıyom ki en parlak dönemlerimde bir gecede kitap hatmeden adamdım neyse uzatmayayım ha düşündüm nasıl bir şans yaratabilirm kendime mesela kısa boy ama average ı düşük ülkelerde belki şansım olur dedim herkesin usa eu için çırpındığı ülkede ben sikko uzakdoğu, asya ülkelerine gitmek isteyne mal oldum gerçi onlar bile artık hem genetik seçilim hem de yaşam standartları beslenme vs. ile avergeın yükseltiyorlar; tencere yuvarlanır kapağını bulur, davul bile dengi dengine bizim kısmetimiz de femcell dir dedim hatta bir dönem cidden oluyodu böyle bir şey harbi biri çıktı karşıma ama bakın şu aq toplumu öyle bir şey ki incele rahat olmadığı gibi femcel e de yok couple olmak 2x yarrak kürek kafadan adamların bok kokulu ağızlarına meze olmak demek, aq bu chadlar stace ler ne pis insanlar siz bilmezseniz subın çoğu benim kadar bile maruz kalmamıştır bunların ibneliklerine zaten liseli de çok, geriye kalanlardan bir kısmı büyükşehir harici falan desek devlette okuyordur zaten birçoğunuz bakın arkadaşlar lise ne kadar boktansa üni 2x boktan istisnalar elbet olacak ama lisede zaten tipin kayık olması bir miktar normalleşiyo hele tr de zengin veletlerin gittiği bir yer değilse sıkıntı çok yok ama üni hele ki özel ünide tam burslu okumak tam br cehennem. Özetleyecek olursam şimdiye kadar ortamın durulmasını boktan insanlardan kurtulmayı bekledim kafamda kurduklarımı gerçekleştirmek için az da kaldı sayılır, hatta bir miktar kurtuldum tabi bu kendi hesabımca ilerisini bilemeyiz, e neyi kurdun kafanda diye soracaksınız onları da aşağıda soru şeklinde yazmayı tercih ettim.
1-Çirkin erkek güzel kız kombinasyonu illa betabuxx olmak zorunda mı, belki kadının güzellik algısı sapmış belki fantezisi var vs.?
2-Statusmaxx vs. nedne gömülüyor, chadlere kendini paspas edip sexual value düşünce betabuxx lara kendini pazarlamayan kadın yok mu yani?
3-Femcel bulmak bir eçenek değil mi?
4-Burada bir yerde Barış Özcan soiboiluğu diye bir şeyden bahseden biri oldu, bu Barış Özcan soiboyluğu ne oluyor tam olarak türklere özgü olduğu için bilgi de bulamadım aq.
5-Hadi her şeyi sikeyim Atatürk bile düzgün bir evlilik hayatı yaşamamış çocuk yapmamış ama adını tarihe yazdırmış, incel olmak boşuna yaşadığın analamına mı gelmek zorunda her halükarda neden bunları sürekli dile getirip onaylattırıyonuz, Tarihe bakın aq incel olup ne büyük işler başaran adamlar var, hatta en iyi bilim adamları, sanatçılar, yazarlar, devlet adamları vs. içerisnde epey bir incel barındırıyor yani biz neden hayatı kendimize boşuna zindan ediyoruz hatta modern çağı vs. düşüneek olursak devir değişiyor artık taş devrinde değiliz sikmişim hunter eyes ı heightı, masulen facei önemli olan artık beyin bin, onbin, yüzbin belki bir milyon yıl sonra chadın değeri kalmayacak

Açıklama: son madde için yazıyorum önemli bir yanlış anlaşılma olduğu için, ben Atatürk incel demedim, Atatürk'ü zaten örnek olarak verdim kadınsız bir hayatın da mümkün olacağını hatta böyle bir hayatın gayet tatmin edilebilir saygı duyulabilir olacağını belirtmek için dedim. evet incel olmak sadece kadın erkek ilişkilerini sakatlamıyor hayatın geri kalanında da etki ediyor ama hayatın geri kalanında bu tolarebe edilebilir seviyede oluyor burada da sıkça dert edilen şey herhangi bir duygusal veya cinsel ilişki ki bunun için de kadın lazım, yaşayamamaya mahkum bir hayat sürmek neden bu kadar dert ediliyor ben sadece buna karşı çıktım.
submitted by ffuckedlives to turkincel [link] [comments]


2020.10.24 13:22 N3COO Hayattaki tek amacım

Arkadaşlar yeter artık, dayanamayacağım ve bunu size anlatacağım. Hayattaki tek amacım Hadise'yi sikmek! O güzel koca göğüslerinin altına geçip koca meme uçlarını sıkarak göğüslerini neredeyse acıtacak biçimde yüzüme vurmak istiyorum. Evet o sıcacık dev göğüsleri suratımda hissetmek istiyorum, ön sevişmeyi bitirdikten sonraysa yarramı Osmanlı'nın Viyana kapısına dayandığı gibi amına dayamak ve şarkı söyletip bağırta bağırta sikmek istiyorum. Bağıracak ve diyecek ki "Şampiyona şeker geliiyorh geliyorr mhhh" diyecek ve o an zevkin doruk noktasına çıkacak, içine boşalacağım ama böyle bir şansın insanın eline bir kez geçeceğini düşünüp onu bağırta bağırta sikmeye devam edeceğim. Penisim indiğindeyse onun her yerini yalayacağım, evet her yerini, götünü bile. Penisim tekrar havalandığında ise bu sefer vücudumun sınırlarını zorlayacak onu ağlata ağlata sikecek memelerini öyle bir sıkacağım ki süt gelecek. Daha sonra ise göz yaşlarını içecek ağzında oluşan tükürüğü kendi ağzıma alacak sonra onun ağzına ittireceğim, boğazını öyle bir sikeceğim ki bana deepthroatların babası diyeceksiniz. Bu artık benim için sıradan bir fetiş değil maalesef, eğer Hadiseyi sokakta görürsem hemen saldırıp oracıkta "İmdat, imdat yardım edin!" dedirte dedirte sikmek istiyorum. Artık Hadise adını duyduğumda aklıma onunla ilgili kurduğum tonlarca seks hayali geliyor ve anında boşalıyorum, bu sebepten yanımda her zaman bir rulo peçete taşıyorum, ve bu hayalimi bu lanet subreddite yazarken bile üç kez boşaldım. O kadar zevke geldim ki bacaklarım titremekten dolayı kontrolden çıktı. Şimdi dördüncü kez boşaldım, lütfen yardım edin nasıl atlatabilirim bunu.
submitted by N3COO to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.23 16:32 KiminNickiBu Otobüste salın beler eğlenceli oluo

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.
submitted by KiminNickiBu to KGBTR [link] [comments]


2020.10.21 20:12 SuperHans2189 Silik biriyim ben. Sesim zaten pek çıkmaz.

Hani bazen çok uzun sure sustuktan sonra biri bir şey sorunca cevap verirken, ses tonumuzu ayarlayamayız, sesimiz osuruk gibi çıkar ya işte ben o ses tonunda konuşurum. Anlattıklarım çok da matah şeyler değildir ama anlatmak isterim. Tam anlatmaya başlayıp ‘iyi gidiyorsun oğlum, hadi şu son cümleyi de bağlarsan, aklını alacaksın onun’ diye düşünürken, karşımdaki 'abi biraz yüksek sesle konuş, ne diyorsun anlamıyorum’ der. Orospu çocuğu nasıl da büyük bir rahatlıkla söyler bunu. Başlarım en baştan 'abi diyorum ki…’ diye anlatmaya. O kadar silik bir insanım ki kurduğum cümlelerde bile doğru düzgün özne yoktur. Özne ortaya çıkmaz, özne bile kaçıp saklanır, gizli öznedir. Dolaylı tümleçle, zarf tümleciyle kur cümleyi, anlat anlatabilirsen derdini. Dün bütün olanlara rağmen Bengü'ye onu çok sevdiğimi söylemeye gittim. Kim gitti? Ben gittim(g.ö. ben). Yarrağımı gittim! Bugün bir minibüste bile şoför 'birader sen geç, buraya otur da yer açılsın’ diyerek para kutusunun yanına, minibüstekilere karşı seni oturttuğu zaman zor duruma düşüyorsun, insanların yüzüne bakamıyorsun, Bengü 'nun suratına nasıl bakacaksın.
Yalnız sesim değil, tipim de siliktir. Normal adamım. Bana benzeyen binlerce insan var sokakta… Hiç dikkat çekici bir suratım yok. 'Sokaktan adam geçti bir tane’ deriz ya, özelliksiz adam, başında herhangi bir sıfatı olmayan adam, işte ben oyum. Dümdüz adam! Bu özelliksiz suratımın işe yaradığı da oldu tabi. Okul hayatımda ve askerlikte çok rahat ettim. Hiç hoca ve ya komutan bana kafayı takmadı. Nasıl taksınlar ki ismi bile ezberlenmeyen, hiç ismiyle hitap etmedikleri, en fazla 'evladım’ ve ya 'oğlum’ diye çağırdıkları, hayatlarında hiç iz bırakmadan gelip geçen biriyle kim, niye uğraşsın ki…
Tamam, biraz abarttım. İtiraf ediyorum, bir ara, üniversitedeyken gerçekten ortamın merkezi olmuştum. Merkezdeki kişi bendim. Hem de iki güzel kızla bardaydık. Kulaklarımla duydum, benden bahsediyorlardı, orijin bendim. 'Şu çocuk seni kesiyor’ diye arkadaşına gösterdi biri, kestiğim kız ise 'hangisi’ diye sordu. 'Şu gözlüklünün arkasındaki’ dedi. Kestiğim gülümsedi. Üniversitedeyken gözlük takardım, artık lens takıyorum, temiz tutarsan valla büyük kolaylık… Elveda eski kestiğim.
Silik, utangaç ve iki kelimeyi yan yana getiremeyen biri olduğunda insan, dahi filan olmayı bekliyor ama bende o da yok. Çok susup, sabit gözlerle bir nesneye bakınca biri görse 'kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyordur, ne savaşlar veriyordur, zihinde ne kaleler yıkıp, ne devletler kuruyordur’ diye düşünür ama bende vallahi o da yok. Neye bakıyorsam onu düşünüyorum. Mesela ekmeğe mi bakıyorum 'ekmek’ yazıyor düşünce balonumda. Silik olmam dahi veya duygusal olmam anlamına gelmez. Bana benzeyen birinden hoşlanacağım anlamına ise hiç gelmez. Aksine nefret ederim benim gibi silik insanlardan, fellik fellik kaçarım. Onlarla gezmek, tanışmak, içki içmek, dertleşmek istemem. Hatta kendi halime tipime bakmadan aşağılarım onları, 'mih mih mih’ diye gülerken o, 'acaba ben de mi böyle gülüyorum’ diye düşünerek, tiksinirim gülüşünden. Kendim gibi bir insan daha niye isteyeyim ki.
Aşık olduğum zaman çok güzel kızlara aşık olurum. 'Niye aşık oldun?’, 'çünkü çok güzel’ işte bu kadar basit.
Yakışıklı ne acayip di mi? Ben de yürüyorum, o da yürüyor. Ağzı var yemek yiyor, eli filan da var, aynı benim gibi. Düşününce totalde aynıyız. Ama o yakışıklı. Bir şey yapmasına gerek yok, dursa yeter. Ağzını açtığı zaman herkes onu dinler, saçmalama kredisi sonsuzdur. Senin bir tip yakışan saçın vardır, onun hepsidir. Kazıt o saçını senin çıksın topatan kavunu gibi kafan ortaya, o ise yine yakışıklı. Bir de bu durumun farkında değil gibi orospu çocuğu, ben ise hayatım boyunca bir jöleden çok şey bekledim. Turistin mavi gözlü sarışın çocuğunu sevdiğimiz gibi, 32 yaşında olmamıza bakmadan 4 yaşındaki çocuğun etrafına toplanmamız, onu güldürmeye çalışmamız gibi severiz, utanmasak elimizi çocuğun omzuna atıp, 'Ben Ulrih'leyim siz hepinizsiniz var mısınız lan maça’ dememiz gibi ucundan eklenmeye çalışırız yakışıklıya. Okurlar biz sıramızın gelmesini çok bekledik. Ve ne olduysa oldu devran dondu, rüzgar bizden tarafa esmeye başladı. Haber geldi, 'samimiyet’ bayrakları açılmış toplumda. Samimi olmak prim ediyor dediler… Sorduk; 'nasıl yani? Sadece samimi olmak yetiyor mu?’ 'Evet abi. Ne olursa olsun samimi olsun deniyor ortamlarda. Cahil de olsan, aptal da olsan… Yahu konuşturmayın adamı işte! Samimice itiraf etmek yetiyor işte, anında prim yapıyor.’ dendi. Çıktık yuvalarımızdan. Zaman artık bizim zamanımızdı, beklediğimiz gün gelmişti. En önden ben koştum. Anlattım başımdan geçenleri, aptallıklarımı. Bence etkileyici bir üslupla sunulmuş, içi de komik şapşallıklar barındıran hikâyelerdi. Bir iki etkilenme olunca, bir tane daha anlattım. 'sevimli şapşal şey’ damarımı iyice eşeledim, anlattıkça anlattım. En mahremlerine kadar, altıma sıçmalı anılara kadar bir bir anlattım. Baktım hafiften bir tiksiniliyor rotayı ebeveynlere 31'de yakalanmalı anılarıma cevirdim. Büsbütün iğrenildi. Yakışıklı arkadaşım Efe ise birkaç 'sosyal beceriksizlik’ anısını anlatıp, 'İnanmıyorum Efe. Çok sevimliymişsin’ nidaları eşliğinde bu samimiyet rüzgârından çok güzel ekmek yedi. Efe sayesinde tanıştığım kızlarla bağlantım ise ileriye yönelik beklentiler içerisinde sürdü. Efe'nin eski takıldığı kızlardan biri Bengü 'yle bir gün Beşiktaş’ta karşılaştık. Nasıl olduysa beni tanıdı. Ne istiyordu bu Bengü benden, sadece güzel olması bile ona aşık olmama sebepken bir de benim farkımda olması… Yoluna mı atayım kendimi, yoksa şaki olup dağa mı çıkayım, bunu mu istiyor benden? 'Sen Efe'nin arkadaşısın di mi?’ dedi. Başımı sallayarak onayladım. 'Efe anlatmıştır biz ayrıldık onla’ dedi. 'Vay be ben evde oturup kalemle mandalina liflerini tırnaklarımdan sökerken insanlar neler yaşamış.’ diye içimden geçirdim ve acı acı gülümsedim. Efe'yi hala çok sevdiğini filan söyledi. 'Ulan Efe'yi dedem de sever, yakışıklı, zengin çocuk, beni sevsene.’ demek istedim, diyemedim. Gözleri dolmuştu, benimkiler de doldu. Sonra toparlanmaya çalışarak her şeye rağmen gülümsedi. 'Neyse saçmalıyorum işte. boşver beni. Sen ne yapıyorsun? Yürüyelim mi işin yoksa?’ dedi. Yürüdük. 'Sen hep susuyorsun. anlatsana kendini’ dedi. Boşver manasında başımı salladım. Gerçekten de anlatacak bir şey aklıma gelmiyordu. 'Ama gerçekten merak ediyorum. her insanın bir hikayesi vardır’ dedi. Karşılaşmadan önce 'ağzıma bakalım şu çubuk krakeri enlemesine sokabilecek miyim’ diye bir deney yapıyordum ve karşılaştığımdan beri ağzımda enlemesine duruyordu o kraker. Önce onu yedim. Sonra bütün gücümü toplayıp, bütün samimiyetimle 'Göğüslerin çok güzelmiş’ dedim.
submitted by SuperHans2189 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.21 09:31 Mrkebabb Ilk ciddi kavgam

Sene 2015 5. Sınıftayım, ilkokul bitince okul değiştirmiştim ama yeni okulda da çevrem vardı, taa çocukluktan bile kalma ağır başlı arkadaşlarım filan var (5. Sınıfta da cocuktuk amk) neyse işte geldiğim okuldada zaten kavga ediyordum ama bu kavga yeni okuldaki ilk kavgam ve ilk ciddi kavgam. Ben daha okulun bahçesine bile adımımı atmadan kapıda iki kişi karşıladı ooo Şiyar buradamiydin demeye başladılar, neyse sıraya kadar gittik baktım direk 6-7 arkadaş geldi on sıralardan, sonra diğer sınıflardan da bir-kac kişi geldi, artık çevrem sağlamdı, hiç dayak yiyemezdim. Bir okul yıkılmıştı başka bir mahallede oradan da öğrencileri bu okula yollamışlar, birisi de bize düşmüş, sınıfa geçince baktım o da etrafına topları toplamış, hava filan atıyor, arada da bana bakıyor. Sıskanın teki ama hava atıyor beni o sinirlendiriyor. Neyse ben arkadaşlarla yine en arkada arkadaşlarla kurulmuşum, benim çocukluk arkadaşı var o da dev gibi adam, adam diyorum çünkü hocayı bile devirir öyle biri, ibne kuruldu masanın üstüne. Neyse biri yanaştı yanıma, o da bahsettiğim o atarlı çocuğun yanındaydı, dedi "sana laf atıyor, annene küfrediyor, bir vursam olur gider diyor" bende gittim sordum doğru mu diye, sana ne lan dedi, sinirlendim nasıl sana ne amk bana laf atıyorsun is koyuyorsun. Neyse küfretme özür dile lan filan dedim atarlandı, yakamdan tuttu bende bilerek ayaklarımı sağlama aldım ve beni itmesine izin verdim ama duvara doğru iterken yön değiştirttim ona ve beni tahtaya doğru itmesini sağladım, herkes görsün de ilk vuran oydu diyeyim baktım vurmuyor ve sırtım artık tahtaya dayanmış, o beni iterken de herkes ooo şiyar dayak yiyor filan diyor. Bir tane yumruk patlattım burnuna baktım yere devrildi kanlar akıyor, hamsi gibi çırpınıyor, sonra bir tane de karnına tekme attım o sırada müdür yardımcısı, hayatında odadan çıkmamış olan o müdür yardımcısı oradan geçti, ve gel lan buraya dedi. Gittik o özel lobiye, adamlar ciddi ciddi koruma filan yapmış o lobiye, üst katta da boss var, biz ikinci kata çıktık, üst kattaki boss müdür yardımcısını aradı ve at okuldan gitsin dedi, tel açıkta değil ama sesi geliyor, işte hoca da dedi yok müdürüm bir olay yok sadece tartışmışlar kavga filan yok. Sonra o sıska çocuğu çıkardı odadan, karşıma geçti nerelisin dedi mardinliyim hocam dedim. Baktım delirdi lan olum sürekli pislikleri bizden olanlar mı yapacak, beni öldürmeye mı çalışıyorsunuz, filan. Ama ben hala haklı olan benim kafasında konuşuyorum. Neyse kürtçe küfürler etti, sikecekler bunlar beni, anamızı aglattilar anlamında. Sonra benimde kürtçe bildiğimi hatırladı ve yuzu kızararak beni çıkardı odadan. Çocuğun annesi çocuğu da ikna etti benden davacı olmadılar, ve şikayetçi olmadıkları için atılmaktan kurtuldum. Bu da böyle bir anımdır. Ama dövdüm çocuğu yani, 2 sene boyunca o burnundaki yamuklukla dolandı
submitted by Mrkebabb to KGBTR [link] [comments]


2020.10.18 20:51 BilgeTurk alt insan olan siz değilsiniz.

merhaba arkadaşlar. buradaki postları okumayı seviyorum aranızdaki çoğu insanın çok temiz kalpli olduğunun farkındayım bu kişilerin cidden hiç işi gücü olmayan arkadaşları değil , biraz düzgün bir şey okumalarını istedim .yorum yaptığımda pek beğenilmiyorum ama ben de, henüz blackpill'i bilmeden lisede çokça schopenhauer okuyan , kısa ve cılız bir mentalcell'dim. yaşadığım şehirde duramıyordum ve intihar etmemek için bir başka şehire üniversiteye gittim. bu yıllarımın da çoğu israf oldu diyebilirim ancak üniversitenin 4. ve 5. senelerinde doğa sporları , felsefe ve meditasyon ile kendimi çok daha düzgün bir yere taşıdım. hayatta eskiden benim için çekilmez acıların sağlıklı ve huzurlu oldukça hiç bir anlam ifade etmediğini fark ettim. üniversite sürecinde kütüphanede bulunmayı sevemem ;Türk halk bilimi, tarih ve zaten alanım olan mühendislik konularında samimi bir merak içinde öğrenmemi sağladı. akıl sağlığımın kötü olduğu zamanlarda zaten sıkıcı ve bomboş olan derslere giderken kafamı toparlayıp o dersten bile bir şeyler öğrenebileceğimi kendime hatırlatarak okula yürüyerek gittim bu da sabah 6da evden çıkmamı gerektiriyordu. hayatımın çoğu zamanında karşılaştığım zorbalık dik durup hayatımı kontol edebilmeye başladıkça azaldı, spor ile gelen özgüven ile de sonlandı. gerçekten bana değer veren , güvenlerini çokça defa ıspatlamış arkadaşlar edindim. demem o ki hayattan keyif alın. değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın ve bir yerde huzur bulun yoksa bu ruh hali sizi çürütecek. kendinize nitelik ve değer katın. bir kadın sizin kıymetinizi anlasa ne anlamasa ne . bu nitelikler ile filirtelenmiş ortamlardan arkadaş edinmeniz ( örneğin satranç , okçuluk kulübü gibi ) , düzgün arkadaşliklar kurmanızı sağlayacaktır. dediğim gibi güzellik, statünüz sizi üst insan yapmaz. erdemli olmak size değer verir. kendinizce mutlu olmanızı dilerim emin olun hayatın güzelliğini , içinizi güzelleştirmeden hissedemezsiniz.
dişi breyler ile etkileşimim:
bu sürecin başında çok kötüydüm ve zaten bu dişiler hep rastgele kişilerdi. bir esprisi olmayan ve çoğunun bu aşırı kısa süren etkileşimlerde kendilerine değer veren tek şey kadın olmalarıydı. biraz olsun profrontal lobu ile yaşayan kadınların böyle olmadığını düşünüyorum. evet kadınlar çok daha içgüdüsel olabiliyorlar ama bu içgüdüsellik her zaman size karşı demek değil.( en büyük içgüdüleri galiba duruş.eziklik hissini çok iyi seziyorlar. biz çirkin olduğumuzu düşünerek zaten o kişiniyi bizden üstün tutuyor ve o ezikliğe bürünüyoruz).
my cope list :
marcus aurelius.
vatanseverlik. sevdiğim bu millet ve kültüre güzel işler yapmak ve hak ettiği gibi bir gelecek bırakma uğraşı. elbette bu kendinizi düzelmek ile başlıyor
kesinlikle arada bir doğaya çıkın bu direkt dağa çıkıp kamp yapmak olmasa da ağaçlık bir park bile olabilir ve oturup kendinizi dinleyin. ben kafam çok dolu olduğunda bunu yapıyorum.
meditasyonu öğrenin.
spor yapın ve fiziksel anlamda limitlerinizi zorlayın. hiç spor yapmamış berbat posture ve eklem genetiğine sahip bir arkadaşınız olarak bu tavsiyeyi veriyorum. parka gidip koşu, barfiks , şınav çalışarak ve vücut bozukluklarımı düzelterek bu konuda kendimi çok iyileştirdim. artık bir eşya taşırken daha güçlü olduğumu hissetmek bile iyi geliyor ve ayıca on aydır sigara içmiyorum
her neyse arkadaşlar. kafam pek yerinde değil, galiba çoğunlukla boş yaptım. vaktini çaldığımı düşünen kişilerden özür dilerim .
submitted by BilgeTurk to turkincel [link] [comments]


2020.10.17 23:21 fantazmagorya sol şakağıma çivi çakıcam

az önce hayallerimi sildim. hiç bir şey yapmak istemiyorum. hiç bir şey hissetmiyorum. olur da bir gün bu yazdıklarımı tekrar okuma zahmetinde bulunursam durumumu gözden geçirip kendimi mi kandırıyorum görebilirim. Hiç bir şey hissetmiyorum ama bazen tam aksi davranıyorum. hayattan zevk alıyormuş gibi yaparsam belki de hissedebilirim diye umuyorum. ama olmuyor. ölmeyi, ölümümü kucaklamayı bekliyorum. Bugün milat, yeniden doğucam. beni tanıyan herkes bir farklılık olduğunu anlayacak ama sebebini bilemeyecekler. kimileri bunun sırf ilgi çekmek için yaratılan bir illüzyondan ibaret olduğunu düşünecek, kimisi arkamdan sövecek çünkü eğlencelerini kaybetmiş olacaklar. Evet onlar için sadece bir eğlence unsuru olduğumu kabul ediyorum ama farkedemedikleri şey tüm o zaman dilimi içinde benim onlarla eğlendiğim. Ama artık sıkıldım. hepinizden nefret ediyorum. acınası varlıklarsınız. bu yazdıklarımı okuma şansınız olsaydı belki de sahte yüzünüzü bir kenara bırakıp benimle ilgili gerçek düşüncelerinizi kulağıma fısıldama cesaretini gösterebilirsiniz. bu yazı sadece nefretinizi arttıracak. belki dalga geçersiniz. hiç aynaya bakmadan, bozulmuş ruhunuzu görmeden, çamura bulanmış yüzünüzü yıkamadan. Ölmeden önce hepinizi öldürmek istiyorum. Ölümüm benim için her şeyin ölümü olacak ama kalanlara da beni unutmamalarını sağlayacak bir hatıra bırakmak hiç fena bir fikir değil. değişiyorum, gelişiyorum ama çoğunlukla da uyuyorum. Nihai uykuya prova. Günde en az 15 saat uyumak, varlığımı unutturmak. Hatırlayan var mı ki. sevmeyi bilmiyorum. seviyormuş gibi yapıyorum. herkesten nefretimin bir göstergesi olarak artık samimi davranmayı da terk ediyorum. zaten yalnızdım. kaçmayı da terkediyorum. artık inkar etmicem yalnızlığımı kucaklamayı öğrenmem gerek. nasıl öleceğimi seçmedim. belki zehirlerim kendimi ama mantıklı gelmiyor vücudumun bunu kabul edeceği. delirmeye başladım. ölmek yaşamanın anahtarı bu simülasyona bir son verilmeli. bana sorulmuş muydu yaşamak istiyor musun diye? neden ölmek istememe karışıyorlar. gidenler hallerinden memnun olmasalar geri dönmezler miydi? dolaşmam gerek, görmem gerek, koklamam, hissetmem. sonuncusu hariç hepsinş yapabiliyorum. belki de benliğimi silmem gerekiyordu. bambaşka biri yaratmam. kimsenin tanımadığı biri, kimsenin anlayamayacağı. hoş şimdi de anlayamıyorlar. onlara anladıklarını düşündürüyorum, uyuşturucu gibi. farkına varamıyorlar. kibir onları içten zehirliyor ve bağımlı hale getiriyor. her şeyden vazgeçebilirim ve vazgeçiyorum. bu yazdıklarım bir vazgeçiş arefesinin habercisi. kelebeğin rüyası bitti ama uyanmayacağını bilmiyordu. rüyalarının efendisi benim. şimdi anlayacaklar bu kadar ucuz kurtulamayacaklarını. kelebeklerle uzaktan yakından alakaları yok halbuki, iğrenç yaratıklar. estetik olarak kelebek larvalarından beterler. kendilerini ise kral kelebeği gibi görüyorlar. bir illüzyonun içinde yaşadıklarından bir haberler. onlara akıllarına hayallerine gelmeyecek bir şey yapıcam. ama bunu kimse bilmemeli. gizlice okudğunu biliyorum orospu çocuğu. başkalarının en gizli düşüncelerini öğrenme isteğin değer yargılarından ağır mı bastı. yoksa şöyle bir göz gezdiriyorum bir şey olmaz diye mi düşündün. duvarı aşmam gerek 3. boyutu kırıp kendime alan açmalıyım. beden dışında bir yolculuk kendimi yalnız hissetmediğim tek an bu. üst bir bilincte toplanıyoruz. birleşiyoruz. biliçdışı ama bilincin ta kendisi.
submitted by fantazmagorya to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.17 13:52 SametTheChossenOne Libidosu aşırı yüksek bir kızla beraber olmak kadar kötü bir şey yok. Çoğunuzun hayalidir belki ama çok zor abi. 10 aydır sevgiliyiz kızla, 4. ayda ilişkiye girmeye başladık kız bakireydi. Ilk başlarda her şey gayet güzel gidiyordu sevişip bir posta atıp bırakıyorduk. Benim performansım da kötü deği

Libidosu aşırı yüksek bir kızla beraber olmak kadar kötü bir şey yok. Çoğunuzun hayalidir belki ama çok zor abi. 10 aydır sevgiliyiz kızla, 4. ayda ilişkiye girmeye başladık kız bakireydi. Ilk başlarda her şey gayet güzel gidiyordu sevişip bir posta atıp bırakıyorduk. Benim performansım da kötü değil minimum 15 dakika dayanıyorum. Ama kız gitgide cozutmaya başladı. Önce bir postadan fazlasını istemeye başladı, saatlerce ön sevişmeler, her türlü fantazi, anal her şeyi yapmaya başladık. Ve kız doymuyor abi tatmin olmuyor anasını sikeyim önce yalayarak boşaltıyorum, sonra vajinal giriyorum 2 kez boşaltıyorum, sonra anal girip vajinasını parmaklıyorum yetmiyor. Bir gecede bana 4 posta attırdığı oluyor. Her posta öncekinden daha fazla sürüyor zaten. 2.5 saat aralıksız sikiyorum, ben boşalır boşalmaz saksoya başlıyor dinlenmeme bile fırsat bırakmadan tekrar kaldırıyor ve devam et diyor kız cidden nemfomanyak oldu. Yatağa bağlayıp sikmediğim mi kaldı, götünü tokatlayıp hatta bildiğin belini yumruklayıp mosmor yapmadığım mı kaldı gırtlağını sıkıp ağlatana kadar nefessiz bırakıp sikmediğim mi kaldı ayakta kafasını duvara vurarak sikmediğim mi kaldı her boku yaptık (hepsini kendisi istiyor). Yorgunluktan ölüyorum anasını sikeyim sikim zonkluyor artık ve kızı tatmin edememe düşüncesi çok kötü bir psikolojiye sokuyor adamı. VE BUNLARIN HEPSİNİ EN AZ IKI GÜNDE BİR YAPIYORUZ. Maddi olarak ta çok zora sokuyor. Bir kutu prezervatif olmuş 50 lira kondomsuz girmeye de korkuyorum abi yapamıyorum. Bir gecede 6 kere boşalıyor ve hala libidosu düşmüyor. İlişkiye girerken korkuyorum artık abi bir sorumluluk alıyor gibi hissediyorum. Ben bu kızla ne yapacağım? İşin kötü yanı aşığım da buna. Bunun önünü nasıl alacağım abi ben?
submitted by SametTheChossenOne to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.16 21:37 Sunuyemre günümü gün etmis dısarda her halı yemistim

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.Ama videoyu çeken kişiye numaramı vermiştim bana wpden attı.250 şukuya paylasabilirim burda belki.
submitted by Sunuyemre to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.16 21:29 Sunuyemre Otobüste salın beler cok eğlenceli oluo

Günümü gün etmis,dısarda her haltı yemis eve dönmek icin her zaman bindiğim canım otobüsüme binmistim.Benim her zaman oturduğum favori koltuğum vardır.Bilirsiniz otobüsün en arkasında 2li koltuk hemen karşısında yine ikili koltuk onların yanında da karşılıklı bakışan ikili koltuklar vardır.Benim favorim yolun tersine bakan 2li koltuklardan sağdakidir fakat o dolu olduğundan soldakine geçmiştim.Yolun ortalarına kadar gayet güzel bi sekilde gitmistim ki vücuduma bi haller olmaya başladı.Bİ anda gelen tiremeler mi dersin karın sancıları mı dersin bunların yüzünden sikimin kalkması mı dersin her bok gelmisti.En son titremenin ve karın sancılarının da etkisiyle ani fakat sessiz bir salış gerçekleştirdim.1-2 dakika sonra bana gelmeye başladı koku.O sırada sağdaki koltuktaki kızlardan cam tarafında oturan camı açtı.Bi 30 saniye falan oldu ki ayaktaki abi kim saldı amınakoyim cümlesini kurdu.Diğerleri de aynen çok fena koktu falan demeye başladı.Birden ayakta duran ab dedi ki arkadaşlar bugüne kadar bu salan orospu evlatlarına haddini bildirmedik mikrop gibi çoğaldılar artık buna bi dur demeliyiz.(İçimden bidur dedim xdxd)Abi ne demeye getiriyosun dedim o da şimdi salanın kim olduğunu bulup otobüsten atalım bunu da videoya alıp paylaşalım cümle alem ibret alsın dedi.İçime bi ürperti geldi ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu yani suçu başkasına atabilirdim.Önce itiraf edilmesi istendi fakat mal mıyım amk?Sonra herkes dedektif ya amın evlatları biraz düşünelim dediler.Sağda 4 kişi solda 2 en arkada 2 kişi ayakta da 2 kişi vardı.Sonra en arkada oturan iki kel abi dedi ki biz değiliz birbirimizin götüne elliyoruz öyle bir şey olsa hissederdir dediler.Saygı duyduk ve onları rahat bıraktık.Sağda oturan camı açan kız hariç diğerleri çantalarından bi şey çıkarıcaklardı.Silah çıkarmasınlar diye ELİNİ ÇANTANDAN ÇEKKKKKK dedik hepbir ağızdan kuvvetli bir sesle.Onlar da easy men demediler türkçe konuştular rapor çıkarıcaklarmış çıkarttılar okuduk.Raporda bu kişinin götündeki osuruk semptomları alınmıştır.Bu kişinin o işi yapması imkansız kılınmıştır.Bune aq dedik.Bi nevi bademcik amelyatı bu da,biz grup olarak böle bi şey yaptırmaya geldik şuan hastaneden dönüyoruz zaten dediler.Heralde otobüste kendini savunmak için böyle aptal bi kağıt basmazlar diye düşündü herkes ve onları da saldık.Toplamda şüpheli olarak 5 kişi kaldık.İlk konuşan ayaktaki ab kızı göstererek sen camı açtın bunun nedeni koku yayılmadan ortamı temizlemekti ama başaramadın değil mi dedi.Kız da ne alakaa ya kokuyu aldım ondan dolayı açtım dedi neden ihbar etmedin ozaman? dedim.Öyle mal mal baktılar.Yani neden birinin saldığını dile getirmedin dedim.O da ben biraz utangacım da uWu o yüzden cok fazla dilimi kıpırdatamıyorum dedi.Gerçekten de hal ve hareketleri bunu gösteriyordu.Öyle ki yanlışlıkla üstüne oturduğu oyuncak arabayı sahibine utangaçlığından geri verememişti.Arabayı kokladık ve onun yapmadığını anladık.Hep birlikte ne olursa olsun birinin saldığını her zaman dile getirmen gerekir.Bunun suçlusu sen değilsin bunun suçlusu osuran ve osuruğu komik bulanlardadır dedik ve we live in a society sloganını fırlattık.Koku biraz yavaşlamıştı ve ayakta duran mavi kazaklı ab camları açalım böylece sorun çözülsün hem kimseyi de yolundan etmemiş oluruz dedi.Tüm camlar açılmaya başladı,koku otobüsü terk ediyordu fakat ben bir kere kaptırmıştım kendimi.Biri o otobüsten atılacaktı.Koku gitmeye başlamıştı ki ben tekrar çaktırmadan bi saldım.(Kel ablar gibi gey değilim çaktırmam xdxd)Lan yeter amınakodumun çocu dedi ayaktaki ab.Ben salmadan önce yanımdaki ab telefona bakarak gülerken bir anda durup bozuk bir surat ifadesi yapmıştı.Bunu herekese söyledim.Adam açıklamaya başladı:komedi programı izliyordum bi yorumlara ineyim ve bir de ne göreyim biri ALLAH'A SÖVMÜŞ ondan dolayı bozuldum.Otobüsteki herkesin ortak zayıflığı sanırım Allah'a sövülmesiydi.Hep birlikte Allah'a söwmein la sloganını attık ve o adamı da eledik.Aslında benim pek umrumda değildi zira burda da herkes Allah peygamber tanımıyor ama bunu orda dile getirseydim başka nedene gerek kalmadan atılırdım otobüsten.(Arabistanda mı yaşıyoruz orospu çocuıkları sosyetede yaşıyoruz.)Yanımdaki ab dedi ki arkadaşlar ben fizikçiyim böyle bir kokuya sahip gaz eğer oturan biri tarafından bırakılsaydı muhtemelen otobüste depremin ta kendisini hissederdik dolayısıyla ayaktakilerden şüphelenmeliyiz.Oha aq ne yetenekliymişim meğer diye düsündüm.Hangi malı attırsam diye düşünmeye başladım.Küfürbaz yobaz herifi attıramazdım tüm otobüsü dövebilirdi amcık cocu.Zaten pek bir kanıt da uyduramadım onun hakkında.Birden aklıma mavi kazaklı abinin otobüse binmeden önce kokoreç yediğini üstüne de kola patlattığını hatırladım.Yalan söylememe bile gerek yoktu.Blue sus diye haykıracaktım ki terbiyeli ve efendi bir cocuk olduğumdan dolayısıyla nazikçe blue sus olabilir dedim.Ne dion diye baktılar.Mavi kazaklı ab otobüse binmeden kokoreç yemişti.Ayrcıa üstüne ayran yerine gazlı içecekler katagorisinde yer alan colayı içimişti.Adamlar gazlı içecek dediyse bi bildikleri vardır yani gaz yapıyordur hem kokoreç de karna büyük etkiler bırakır.Hem bu ab camı açın gider falan demişti otobüsten atılmaktan korktuğu için olabilir bence dedim.Kel ablarda biri aynen biz de gördük yemişti kokoreç.Adam valla ben yapmadım dedi ama sonuç olarak attık adamı.MALLLLLLAR XXXDDDD dedim içimden.İndim ineceğim durakta.İnmeden önce tekrar salıp önceden cebimde kalan bir ishal ilacını yobaz malın cebine koydum görsün herkesin içinde söwmeyi.Herneyse indikten sonra bi keyif gazı saldım.Bu videoyu yayınlayamadık.İki tarafında şikayetleri sonucunda tabii.Kimse uğraşamazdı mahkemeyle falan.Ama videoyu çeken kişiye numaramı vermiştim bana wpden attı.250 şukuya paylasabilirim burda belki.
submitted by Sunuyemre to KGBTR [link] [comments]


2020.10.16 16:02 fatik_matik BİZLERİZ ASIL NORMİE

Ya yemin ederim her şeye "sj mizaj" diye diye neye güleceğimi bilemez hale geldim, yeter. Bu nasıl bir illet? Ben de emoji kullanmamak istiyorum. Ben de herkes gibi normie olmak istiyorum. Normiler her şeyle eğlenebiliyor, biz her şeye "sj çok komik" yazıyoruz. Biziz lan asıl normie. Bırakıyorum lan emojiyi. Yeter. Saçma sapan postlar görmekten bıktım, abikardes47 görmekten bıktım, hiko abiyi görmekten bıktım. Komik değil lan, neden gülüyoruz bunlara? Herkes aynı postu evirip çevirip atıyor. Ben artık Çağrı Taner postlarına gülmek istiyorum, çekilişlere katılmak istiyorum. Yalan haberlerle gaza gelmek istiyorum. Laik bükücü olmak istiyorum. Yorumlara, internetten bulduğum sözleri yazıp laf soktuğumu sanmak istiyorum. İnsanların "üüff ne laf bee" demesini istiyorum. Ben de kahvemi story atmak istiyorum. Ben de her gün günaydın postu atmak istiyorum. Ben de sanaldan kızlara yürümek istiyorum. Ben de ilgi istiyorum. Ben de like istiyorum. Ben de 50 tane sosyal medya uygulaması yüklemek istiyorum. Ben de insanları sinir etmek istiyorum. Ben de kara mizah yaptığımı düşünmek istiyorum. "ALLAH YOK DİNLER YALAN!" diye bağırmak istiyorum. Ben de herkesi eleştirmek istiyorum, bilmesem bile... Ben de dindar olmak istiyorum. Ben de yargı dağıtmak istiyorum. Ben de adaletin attığım yorumlarla, postlarla yerini bulmasını istiyorum. Ben de hashtag açmak istiyorum. Ben de arkadaşlarımla Türk dizilerindeki gibi olaylar yaşamak istiyorum. Ben de internette bulduğum başarının sırları videolarını izlemek istiyorum. Ben de üzülmek istiyorum. Evet üzülmek... En ufak bir şeyi dert etmek istiyorum, tek dert benim olsun istiyorum. Ben de mutlu olmayı istemeyi istiyorum. En ufak şeyin beni depresyona sokmasını istiyorum. Depresyondaymışım gibi davranmak istiyorum. Mutluymuşum gibi davranmak istiyorum. Ben de kızlarla voleybol oynamak istiyorum. Ben de yakın arkadaş istiyorum. Ben de dışlamak istiyorum. Ben de kekoluk yapmak istiyorum. Ben de alkol içmek istiyorum. Ben de sigara içmek istiyorum. Ben de gizli saklı işler yapmak istiyorum. Ben de tiktok çekmek istiyorum. Ben şarkılarla dans etmek istiyorum! Şimdi söyleyin bana nedir bizi engelleyen? Yine her şeye "sj, kes, yoo, napim, komikmiş, mizaj" yazan, her şeye emoji atan bizleriz kendimizi engelleyen. Söyleyin bana kim normie? Doya doya, her şeyden keyif ala ala yaşayan, bizim "normie" diye adlandırdığımız insanlar mı, yoksa biz mi? Cevap çok basit: hiçbir şeyden zevk almayan bizler. BİZLERİZ ASIL NORMİE Oysa "zaa sj go prr" dediğimiz insanlar yaşıyor hayatı... Biz ise bir köşede her şeyden mutsuz, yatıyoruz, bekliyoruz, sıkılıyoruz, üzülüyoruz. Gelin kardeşlerim. Gelin, yeni bir dönem başlatalım. Artık mutlu olma zamanı... Artık, bizim zamanımız...
submitted by fatik_matik to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.16 13:36 bozokluoglu Azerileri ve Ermenileri ne kadar tanıyoruz?

Bu postta biraz şeytanın avukatlığını yapmak istedim. Başlıktaki sorudan yola çıkarak hem bu konuda kafamda dönenleri usturuplu bir şekilde ortaya koymaya hem de belki bu konuya daha önce hiç bu açıdan bakmamış bir iki kişiye farklı bir bakış açısı sunmaya çalışacağım.
Her şeyi siyah beyaz olarak gören insanlar için, haşat edilmeden önce peşinen ifade edeyim de, Azerbaycan'ın Karabağı kendi egemenliği altına almaya çalışmasını destekliyorum ve Azerileri seviyorum. ASALA'nın ve Ermeni lobilerinin Türkiye'ye verdiği veya vermeye çalıştığı zararların da bilincindeyim siz tarih dersi vermeye çalışmadan söyleyeyim.
Başlıktaki soruyu kendime ciddi şekilde geçen günlerde Azerbaycan'daki cephelerden birinde çekilmiş görüntüleri izlediğim sırada sordum. Azeri muhabir elinde mikrofonla askerlere gidip tek tek bir şeyler soruyor sonra onları şevklendiriyordu kameraya döndüğü bir sırada da işte aslanlar burada, Kızılbaş askerlerinin torunları burada düşmanla savaşmaya hazır gibi bir ifade kullandı. Bunu duyunca kafamda ufak bir şimşek çaktı o an, ve az çok şuanda yazmaya çalıştığım şeyler canlandı kafamda.
Videonun altındaki yorumlar her zamanki gibi Türkiye ve Azerbaycan bayrağı emojileriyle ve iki devlet tek millet, Türk kimdir? Türk şudur.. diye yazılan basmakalıp bomboş milliyetçi yorumlarla ve Ermenilere nefret kusan ifadelerle doluydu. Ben de kendi kendime Azerbaycanlıları ve Ermenileri ne kadar tanıyor bu yorumları yazan insanlar diye sordum. Çünkü tarih okumayı oldukça seven ve sık sık yurtdışına seyahatlerde bulunan birisi olarak benim için bile her iki ülke de adeta kapalı bir kutu gibi. Türkler olarak her iki milletle olan tarihi ilişkimiz kafamızda tamamen muğlak ve çoğumuzun bakış açısı yakın tarihte yaşanan gelişmelere bağlı olarak milliyetçi ve hamasi olarak şekillenmiş durumda.
Ermenilere karşı Azerileri desteklemekte bir sakınca görmüyorum. Ancak bunun, aklıselimi yitirmiş şekilde Ermenileri tamamıyla itin götüne sokarak ve şeytanlaştırarak gerçekleşmesini trajik, anlamsız ve tehlikeli buluyorum. Türklerin kraldan çok kralcı olup Türk yapımı dronelarla paramparça edilen Ermeni piyadelerinin görüntülerini izleyip adeta mastürbasyon yapmasını hastalıklı buluyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı'nın çıkıp Ermenistan bir terör devletidir gibi pervasız ifadeler kullanmasını ve Dışişleri Bakanı'nın bomboş hamasi ifadelerle şu ufacık devlete sanki Türkiye Ermenistanla savaşan tarafmış gibi saldırmasını ve Türkiye'nin azıcık kalmış diplomatik yetkinliğini de çöp etmesini sakıncalı buluyorum.
Evet birçoğunuz bunu doğru buluyor ve destekliyor ancak hükümetin bu savaşta kendi iktidarını taraf ettiğini görmemek için kör olmak gerek. Erdoğan Karabağ üzerinden kendi bekasını da garanti altına alma savaşını veriyor ve Türk halkının iliklerine kadar işlemiş olan militarizmi tepe tepe kullanıyor. Bunda başarısız olduğunu söylemek de güç. Aynı Erdoğan'ın 2009 yılında Ermenistan ile yakınlaşma politikası izlediğini aklınızdan çıkarmayın. O gün o politikayı alkışlayanların bugün Ermenistan terör devletidir ifadelerini yine alkışlamaları da Türkiye'deki akıl tutulmasını çok net yansıtıyor.
Asıl konuya dönecek olursak ve sorunun cevabına vermeye çalışacak olursak, sanırım benim için de bunun cevabı muğlak biraz. Ermenileri veya Azerileri yeterince tanımadığımı düşünüyorum.
Ermenilerle olan ilişkimiz ta 11. yüzyıllarda Anadoluya yerleşmeye başlamamızla başlıyor. Yani bu Osmanlı'nın da çok öncesine gidiyor. Azerilerle olan ilişkimiz de birliktelik değil daha çok ayrılmaya yönelik bir ilişki olarak yaşanıyor. Oğuz kolundan gelen diğer Türkmen kuzenlerimiz daha sonra Azerbaycan adını verecekleri Kafkasya bölgesini kendisine yuva ediniyor bizler ise Anadoluyu ve Rumeliyi kendimize yuva ediniyoruz. Azeri Türkmenleri, Moğollar gelip ortalığı darmaduman edene kadar Karakoyunlu Akkoyunlu gibi ciddi devletler kuruyorlar. Filmin şeridi oralarda bir yerde kopuyor biz Arap ve Kürt etkisiyle Sünniliği seçerken kuzenlerimiz ise Pers etkisiyle Şiiliği benimsiyorlar. Safeviler zamanında hepten kanlı bıçaklı oluyoruz. Osmanlı'nın nezdinde Şiilikle ve İranla tamamıyla iç içe geçen Azeriler artık 'Acem' ve Kızılbaş olarak görülmeye başlanıyor. Şahkulu isyanları ile Anadolu'da terör baş gösterince de Kızılbaşlar tamamıyla bir tehdit unsuru olarak görülüyor ve nihayetinde Anadolu Türkleri için öteki haline geliyorlar. Bu 16. yüzyılda oluyor, 17. yüzyılda aramızdaki husumetleri bir şekilde çözüyoruz ve Kasrı Şirin anlaşması ile Zağroslar Türkiye'yi ve İran'ı ayıran duvar niteliğini kazanıyor. İran'da Türk kökenli hanedanlar gelip gidiyor ama her iki ülke de kendi yağında kavruluyor, ne ciddi şekilde çatışmalar yaşanıyor ne de Türkiye'nin Batıyla gerçekleştirdiği ölçüde ticari bir ilişki. İran ve oradaki Türkmenler, Türkler için Acem olup çıkıyorlar. Daha sonra İran Rusya ile sürekli bir çatışma içine giriyor ve Kafkasya bölgesi el değiştirip duruyor nihayetinde Azerbaycan bölgesi Rusya İmparatorluğu elinde bitiyor sonrasında da Sovyetlerin bir parçası oluyor.
Yani biz Anadolu'da ve Rumeli'de kendi tarihimizi yaşarken ve harcımıza Arapları, Rumları, Kürtleri, Ermenileri, Arnavutları ve Balkan Slavlarını katarken Azeriler bizden (neredeyse) tamamıyla kopuk bir şekilde İran'da ve Kafkasya'da farklı bir tarih yaşıyor ve saydığım milletlerle yaşadığımıza benzer ilişkiyi onlar da Perslerle ve daha sonra Ruslarla yaşıyorlar. Ancak her iki kümenin de ortak elemanı olarak Ermeniler var. Gelgelelim Ermeniler, İran veya Rus'tan çok Türk egemenliği altında yaşamış bir millettir. Ermenilerle olan ilişkimiz yaklaşık 1000 yıl öncesinde Anadolu'yu kendimize ev bellememizle başlıyor. Bizans'a karşı yanımızda oluyorlar ve yüzyıllarca kayda değer bir problem yaşamaksızın Anadolu'da beraberce yaşayıp gidiyoruz. Türkler onlara milleti sadıka ismini veriyor hatta. Çünkü Moğollar, Kızılbaşlar ve Haçlılar canımıza okuduğunda bile bize sırt çevirmiyorlar. Zaten belki bu yüzdendir ki İstanbul fethedildikten sonra şehrin en asli topluluklarından birisi oluyorlar.
Fransız Devrimi sonrası ulus bilincinin ortaya çıkması ve milliyetçiliğin yükselişe geçmesi ile ve Osmanlı'nın da zayıflamasıyla nüfuz bölgelerimiz birer birer elimizden çıkmaya başlıyor. Bunun en kolayları en batıdaki topraklarımızda yaşanırken en zoru ise en doğudaki topraklarımızda yani batılı devletlerin en uzağındaki topraklarımızda yaşanıyor. Ermeniler yaşanan bu akımda en sona kalıyorlar, çünkü batının en uzağında yaşayan Hristiyan millet olmakla beraber en karmaşık duruma da onlar sahipti. Tek bir yerde toplanmamışlardı, bütün Anadolu'ya yayılmış vaziyette idiler. En büyük şehirlerimizde en büyük nüfuslar yine Ermenilere aitti. İstanbul'u İzmir'i alıp olası bir Ermenistan'a katmalarının hiçbir imkanı yoktu. Ama Osmanlı gelmekte olanı oldukça gerçekçi bir şekilde okuyarak realpolitik ve trajik bir karar vererek Ermenileri tehcir etme kararı aldı. Yüzyıllardan beri yaşadıkları evlerden ettiler Ermenileri. En zoru da bunu yapmaktı çünkü Ermeniler artık o kadar bizim parçamız olmuştu ki onları Anadolu'dan söküp atmak adeta kendi vücudundan bir uzvu kesmek gibiydi. Her ne kadar 1.5 milyon sayısı yalan olsa da tehcir sırasında inanılmaz sayıda insan hayatını kaybetti. Tehcir edilenlerin çoğu daha sonra Amerika ve Avrupa'ya göç ettiler şimdi oradan atıp tutuyorlar ama orası başka bir tartışma konusu. Fransız İhtilali'nin Osmanlı'ya olan etkisinin diyetini Ermeniler ödemek zorunda kaldı. Aklıselimle düşünen herhangi bir Türk bunu görebilir, soykırım iddialarını kabul etse de etmese de. Şahsen ben kabul etmiyorum. Ama yaşanan trajedinin ciddiyetinin farkındayım.
Bugün geldiğimiz noktada, evet Azeriler bizim Türk kardeşlerimizdir. Yukarıda yazdığım yüzyıllar süren maceradan sonra dillerini ve kültürlerini korumayı başarmışlardır. Ancak bence Türkler Azerileri yeterince tanımıyor. Azerbaycan'a delice destek veren İslamcılar bugün Azerbaycan'a gitse ve orada zar zor ezan sesi duyulduğunu görse muhtemelen hayrete düşer. Hatta dindar olanlarının da Caferi olduğunu, namaz kılanların vs. secde ederken kafasının altına Kerbela taşı koyduğunu görse neye uğradığını şaşırır. İsraille olan ilişkilerinin ne kadar sıkı fıkı olduğuna inanamaz. Azeriler bize göre çok çok daha seküler bir yaşam tarzına sahipler. Ama bunun sebebi Azeri entelijansiyasının kendi kendine geliştirdiği dünya görüşününden (weltanschauung, kozmovizyon) ziyade Sovyet etkisidir. Evet bizden daha sekülerler ancak bize göre daha baskıcı bir kültüre de sahipler bu da yine Sovyet etkisinden kaynaklanıyor.
Yazdıklarımda tamamen yanıldığımı veya çarpıttığımı iddia edebilirsiniz. Bu böyledir diye diretmiyorum, zaten demek istediğim her iki topluluğu da bizim yeterince tanımıyor oluşumuz. Azerbaycan, Rus nüfuz bölgesine hiç girmeseydi ve İran'ın bir uzantısı olarak ulus devlet olsaydı bugün çok farklı bir görüntüye sahip olabilirdi.
Ermenistan'a gelince, bu ülke, nüfusunun ciddi bir kısmının dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış olduğu Kafkaslar'da iki hasım devlet arasına sıkışmış denize kıyısa olmayan fakir ve gariban bir ülke. Dünyaya açılan kapısının biri yine kendisi gibi başka küçük bir ülkeye diğeri de dünya sisteminin dışında kalmış bir başka ülkeye açılıyor. Azerbaycan gibi ne petrolü ne doğalgazı var. Çevresinde olup bitenlerden tamamen izole edilmiş ve Rusya'nın desteğiyle ayakta durmaya çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkıp da böyle bir devlete agresif bir şekilde kafa tutması, meydan okuması ayıptır.
Bu arada bir de iki devlet tek millet diyoruz ama, Azerbaycanla gümrük birliğimiz bile yok. Bizim silah sanayimize verdikleri paranın da İsrail'e akıttıkları paraların yanında esamesi bile okunmaz. Şuan çok ilginç bir şekilde bizim hükümetin agresif çıkışlarından dolayı Karabağ çatışmalarına bağlı olarak bütün okları Türkiye kendi üzerine çekiyor. ABD'de, Avrupa'da Azerbaycan'a değil Türkiye'ye tepki gösteriyorlar. Azerbaycan ordusunun asıl teçhizatı İsrail'e ait ama paparasını yine biz yiyoruz. Kanada çok övündüğümüz dronelarımıza taktığımız optik malzemelerin satışını askıya aldı bile. Yani görünüşe göre biz bu çatışmada yine iş bilmez bir şekilde bir taraf olduk. Umarım en azından Azerbaycan bunu karşılıksız bırakmaz.
Son olarak, evet bu çatışmada Azerbaycan'ı destekliyor olabiliriz ama bunu sağduyu ile yapmalıyız. Savaş biter bir şekilde ama sonra bizim de Ermeniler'e bakacak yüzümüz olsun. Çünkü onlar da bizden bir parça.
submitted by bozokluoglu to Turkey [link] [comments]


2020.10.16 12:29 1mpossible_C Müthiş Dadı Tam Scripti

Müthiş Dadı - Merhaba, İstanbul Anadolu yakasındayız. Akkaş ailesine gidiyoruz. Akkaş ailesi iki kişilik bir aile. Ailenin annesi Ayla hanım daha yakışıklı birini bulduğu için kocası Dursun beyi terk etmiş. Eşi tarafından terk edilen Dursun bey kendisi gibi bir baltaya sap olamamış olan oğluna tek başına bakıyor. Ailenin en küçüğü Veysel yirmi üç yaşında. Bu yaşına gelmesine rağmen babasına oldukça zorlu anlar yaşatıyor. Akkaş ailesinde gün Dursun beyin Veysel'e yemek yedirme çabasıyla başlıyor. Dursun Bey - Veysel hadi oğlum yemeğe! Veysel hadi oğlum yemeğe! Veysel - Ya siktir git başımdan ya. Dursun Bey - Veysel! Veysel - Uğraştırma beni ya. Dursun Bey- Oğlum bak beni sinirlendirme gel. Veysel - Yemek falan yemiyecem lan ben. Dursun Bey - Veysel, evladım bak babanla düzgün konuş beni sinirlendirme. Veysel - Şş, git ya! Dursun Bey - Evladım bana el kol yapma! Müthiş Dadı - Annesiz büyümek Veyseli çok etkilemiş. Anlaşılan bu evde yapıcak çok işimiz var. Veysel - Kalk şurdan kalk, kenara. Kenara geç. Dursun Bey - Veysel! Veysel! Veysel, evladım. Veysel yap- evladım yapma Veysel! Tikim ağrıyo evladım yapma Veysel! Patlatıcım balonunu Veysel! Tikim var evladım, yapma Veysel! Veysel! Veysel bizi çok uğraştırıyo yani. Yirmi üç yaşına geldi ama baş edemiyoruz anlıyamıyorum sebebini. Liseyi de bitiremedi hala açık öğretime yazdırdık mecburen. Annesi olmayınca başta tabi tek başıma uğraşamıyorum maalesef. Müthiş Dadı - Dursun bey çok basit bir baba, bu böyle olmaz. Hemen müdahele etmemiz lazım. Noluyo ya?! Şöför - Ya abla iyi güzel de biz nereye gidiyoruz böyle iki saattir? Müthiş Dadı - Nasıl yani? Şöför - Otostop çektin aldık arabaya. İki saattir vır vır vır kendi kendine konuşuyorsun nerede ineceksen in artık. Müthiş Dadı - Seni uyarıyorum, bu şekilde davranmak- Şöför - İn lan arabadan, ne kadar beleşçi bi kadınsın lan sen yürü git. Bu ne lan bunu hangi ara taktın plakaya? Müthiş Dadı - Merhabalar İpek ben. Dursun Bey - Dursun ben de, nasılsınız? Müthiş Dadı- Sağolun. Dursun Bey- Hoş geldiniz, buyurun. Müthiş Dadı- Aaa, Veyselcim! Nasılsın? Veysel - Kim lan bu karı? Dursun Bey - Evladım! Müthiş Dadı - Aaah Veyselcim, bu evin kuralları var. Bu evde böyle konuşmanı yasaklıyorum. Veysel - O yasaklar boy boy seni siksin veysel kovboy. Dursun Bey - Veysel! Kusura bakmayın, evladım ben sana kaç sefer söylemedim mi evde kü- Veysel - Kes lan sen de! Müthiş Dadı- Siz böyle konuşmasına izin mi veriyorsunuz? Bakın bu böyle olmaz. Bu evde bazı şeyleri değiştirmemiz gerek. Bakın, birinci günümüzde ben sizin doğal yaşantınızı gözlemlemek istiyorum. Sanki ben yokmuşum gibi normal yaşantınıza devam edin. Anlaştık mı? Dursun Bey anlaştık mı? Dursun Bey? Dursun Bey - Ha, sinek mi vızıldadı? Müthiş Dadı- Dursun Bey, saçmalamayın! Ya dursun bey. O kadar da demedim abartmayın. Dursun Bey - Ha, tamam tamam tamam peki o zaman. Müthiş Dadı - Tamam, anlaştık değil mi? Dursun Bey- Anlaştık anlaştık. Müthiş Dadı - Tamam o zaman, sanki ben yokmuşum gibi devam edin yaşantınıza. Du- Dursun bey bu evdeki en büyük sorun disipsinsizlik. Dursun Bey - Öyle mi diyorsunuz? Müthiş Dadı - Evet öyle. Bakın siz baba olarak çok pasif kalıyorsunuz, buna bir çözüm bulmamız lazım. Bakın, eğer Veysel bir daha yaramazlık yaptığında siz onu uyarmanıza rağmen devam ederse, onu düşünme halısına oturtucaz. Dursun Bey- Düşünme halısı mı? Müthiş Dadı - Düşünme halısı. Dursun Bey - Bizde öyle yok ki düşünme halısı falan. Müthiş dadı Veyseli değiştiriceğini söylüyor. Veysel çok yaramaz çocuk. Yani hiç kimsenin sözünü dinlemiyor. Nasıl değiştirecek bilemiyorum. Veysel evladım! Müthiş Dadı - Dursun bey durun. Benden sonra söylenenleri tekrarlıyorsunuz tamam mı? Dursun Bey - Tamam. Müthiş Dadı - Veyselcim, seni uyarıyorum. Dursun Bey - Veyselcim, seni uyarıyorum. Müthiş Dadı - Bu evin kuralları var. Dursun Bey - Bu evin kuralları var. Veysel - Şaka mısınız lan siz? Dursun Bey - Şaka mısınız lan siz? Müthiş Dadı - Hayır dursun bey sadece benim dediklerimi söyleyeceksiniz. Dursun Bey- Hayır dursun bey sadece benim dediklerimi söyleyeceksiniz. Müthiş Dadı - Ya dursun bey! Dursun Bey- Ya dursun bey! Müthiş Dadı - Dursun bey! Dursun Bey - Dursun bey! Müthiş Dadı - Dursun Bey benim işimi zorlaştırıyorsunuz ama. Dursun Bey - Dursun Bey benim işimi zorlaştırıyorsunuz ama. Veysel - Attığın taş yan geliyor, anayın amından kan geliyor. Dursun Bey - Attığın yaş yan geliyor, anay- Müthiş Dadı - Hayır, hayır Dursun Bey. Lütfen. Bakın daha tekrar etmek yok tamam mı? Yeter Veysel, bu şekilde davranmana izin vermiyorum. Bu evin kuralları var. Doğru düşünme halısına oturuyorsun ve bu yaptıklarını bir düşünüyorsun. Veysel - Hadi lan oradan. Müthiş Dadı - Hayır Veysel, bu evin kuralları var. Senin bu şekilde davranmana izin vermiyoruz. Veysel - Hadi lan oradan. Müthiş Dadı - Düşünme halısına oturacaksın Veyselciğim. Veysel - Yok ya? Müthiş Dadı - Veyselciğim düşünme halısına oturacaksın. Veysel - Allahım ya... Müthiş Dadı - İki dakka kamerayı şey yapabilirmiyiz çekimi. Senin ızdırabını sikerim sen kimsin lan, sen kimsin lan? Bana bak, bana bak! Şimdi gideceksin, şu halıya oturacaksın. Paşa paşa akıllanacaksın. Özür dileyeceksin babandan anladın mı? Anladın mı lan? Senin feriştahını sikerim amına kodumun oğlui, tamam mı? Ha? Veysel- Tamam ya. Dursun Bey- Veysel kaç sefer söyledim sana oğlum ama dinlemedin beni. Şimdi düşünme halısına oturacaksın. Anlatıcı - Veysel yirmi üç yaşında olduğu için düşünme halısında tam yirmi üç dakika kalacak. Düşünme halısından kaçmaya çalışan Veysel, Dursun Beyi bir hayli uğraştırıyor. Müthiş Dadı - Evet Veyselcim, süremiz doldu. Kalk bakalım, kalk kalk. Babana söylemek istediğin bir şey var mı? Veysel - Özür dilerim baba, bir daha kötü söz etmiyeceğim. Yaramazlık yapmıyacağım. Dursun Bey - Gördünüz mü Dursun Bey, çocuğunuzla doğru iletişim kurduğunuzda bakın işler nasıl yoluna giriyor. Dursun Bey - Evet haklısınız, aslan oğlum benim. Veysel - Baba, gel bitti götümü sil. Dursun Bey - Veysel evladım biz senle ne konuşmuştuk? Çabuk doğru düşünme halısına. Veysel - Eee, amma sıktınız lan! Müthiş Dadı - Veysel, kaç kere seni uyarıcam ben, kaç kere uyarıcam! Kaç kere uyardım seni ha? Kaç kere bir daha yapmıyacaksın dedim? Eğer bir daha yaramazlık yaparsan senin o dilini gırtlağından söküp keserim. Kapiş? Veysel - Artık yaramazlık yapmıyacam baba. Akıllandım. Seni çok seviyorum müthiş dadı. Müthiş Dadı - Ben de seni çok seviyorum veysel. Dursun Bey - İşte, dadısının farkı. Müthiş dadı evimize geldi, çok güzel oldu harika oldu. Sonrasında Veysel de onun gelmesi ile birlikte çok fazla akıllandı ama yeter artık ne zaman gidecek. Geldi evimizde hala kalıyor bıktık artık bela oldu başımıza. Müthiş Dadı - Noluyo orda, seni uyarıyorum! Dursun Bey - Eeeh uyarıyorsan uyar be, yetti artık be karı. Pılını pırtını topla doğru ananın evine. Müthiş Dadı - Hele hele, beyime bak beyime. Dursun efendi, sen neymişsin öyle. Sen kimsin de benim kocammısın da anamın evine yolluyorsun ha? Seni gebertmezmiyim ben? Burada hala yapacak çok işimiz var! Veysel - Baba napıcaz bu karıyı iyice evi sahiplendi ya. Dursun Bey - Sorma oğlum ya dur dur ben napıcağımı şimdi çok iyi biliyorum. Dadılara Fısıldayan Adam - Bakın Dursun Bey, dadınızı çok şımartmışsınız. Onun her istediğini yaparsanız tepenize çıkar. Müthiş Dadı - Dursun kim bu adam? Dadılara Fısıldayan Adam - Dursun Bey diyeceksin, hem gel bak elimde ne var. Gel gel, gel. Aferin, gel. Aferin, aferin. Gel. Gel gel gel gel, tamam. Tamam! Al bakalım. Uslu durduğun için ödül panosuna bir koca yapıştırabilirsin. Her uslu duruşunda daha fazla koca yapıştırabileceksin. Ama hayır, hayır hayır hayır hayır, dur bakalım! Dur bakalım dur. Müthiş Dadı - Ama ben bir sürü koca istiyorum. Dadılara Fısıldayan Adam - Daha fazla koca istiyorsan daha fazla uslu durman lazım, aferin aferin. Müthiş Dadı - Devam et Dursun, daha hızlı. Daha hızlı Dursun! Dadılara Fısıldayan Adam - Şşşşş alo! Ver lan şunu bana, git bana bira getir. Hadi lan! Lan hala duruyo yürü lan! Veysel - Baba, baba güneşleniyor dışarıda. Ya baba napıcaz bunlarla ya. Dursun Bey - Ne bileyim ya, hangi programı arasak ki acaba hiç bilemedim. Veysel - Acun abiyi çağıralım baba, yarışmalarına aldırsın bunları. Dursun Bey - Hay Allah, alır mı acaba ya? Dur bence televizyonlara ekranlara bakalım. Hah dur bak bak. Anlatıcı - Kendi başına hiçbir sorunu çözemeyen geri zekalı bir embesil misiniz? Her konuda televizyona güvenen, televizyon olmadan hiçbir haltı beceremeyen bir cahil misiniz ve bir probleminiz mi var? Bu program tam size göre. Arayın, hemen gelelim. Cahil Aptallar, çok yakında başlıyor! 02121212124912
submitted by 1mpossible_C to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.15 08:45 sum-poopins Tanrı ve Devlet (2)

Ünlü anarşist düşünür Mikhail Bakunin'in Tanrı ve Devlet kitabından, kimi alıntıları belli bir anlatı oluşturacak şekilde aşağıda paylaştım. Uzun bir uğraş olduğu için kısımlara böleceğim. İlk kısıma buradan ulaşabilirsiniz. Hem paragraf içinde hem de paragraf aralarında bıraktığım üç noktalar, anlamı bozmayacak şekilde atladığım yerler olduğunu belirtiyor.
Seçtiğim alıntılar belli bir anlatı etrafından toplandığı için, kitapta bahsedilenlerin tamamını yansıtmıyor. Bunun dışında neler dediğini öğrenmek isteyen olursa, kendisi okuyabilir.
---
Nedir otorite?
[Bu sorudan sonra tek gerçek otoritenin doğa yasaları olduğunu söylüyor]
...
Son derece değerli bilim adamlarından kurulmuş bir akademi düşünün; bu akademi, yasamadan ve toplumun örgütlenmesinden sorumlu olsun ve bu amaçla, gerçeğe duyduğu en saf sevgiden yola çıkarak, bilimin en son buluşlarıyla uyumlu bir dizi yasa kabul etsin. Ben, kendi adıma, böyle bir yasama ve örgütlenmenin bir ucubeden başka bir şey olamayacağını iddia ediyorum. Bu iki nedenden ötürü böyledir: İlk olarak, insan bilimi daima ve zorunlu olarak eksiktir... İkinci olarak, bir toplum, bilimsel bir akademinin kabul ettiği yasalara, bu yasaların rasyonel karakterini anladığı için değil de, anlamadan saygı duyduğu bilim adına hareket eden bir akademi tarafından kendisine empoze edildiği için uymak zorunda kalsaydı, böyle bir toplum, insanlardan değil hayvanlardan oluşmuş bir toplum olurdu... Üçüncü bir neden daha vardır: Böyle mutlak bir egemenliğin sahibi bir bilimsel akademi, en değerli insanlardan oluşturulmuş olsa bile, fazla uzun olmayan bir süre sonunda, şaşmaz bir biçimde, hem ahlaki hem entelektüel açıdan çürümeye mahkum olurdu.
...
Ayrıcalığın, ayrıcalıklı tüm konumların en başta gelen özelliği, insanın aklını ve yüreğini öldürmesidir. Hem siyasal alanda hem de ekonomi alanında, ayrıcalıklı kişi, akıl ve yürekten yoksun bir kişidir.
...
Toplumun yönetilmesi görevi kendisine verilmiş olan bilimsel bir kurum, kısa bir süre sonra, kendini artık bilime değil başka bir uğraşa adamak durumunda kalır. Bu uğraş, bütün kurumlaşmış güçlerde olduğu gibi, gözetimine bırakılmış toplumu daha aptallaştırarak ve sonuçta kendi sevk ve idaresine daha muhtaç hale getirerek, kendi varlığını ebedi hale getirme uğraşıdır.
Bilimsel akademiler için geçerli olan bu gerçek, evrensel oy hakkı aracılığıyla seçilmiş olanlar dahil, tüm kurucu ve yasamacı meclisler için de geçerlidir. Bu son durumda, söz edilen meclislerin bileşimlerini yenileyebilecekleri doğrudur; ama bu, birkaç yıl içinde bunların bünyesinde, yasal olarak değilse de fiili olarak, ayrıcalıklı, kendilerini münhasıran kamu işlerinin yönetimine adamış, nihayet bir tür siyasal aristokrasi ya da oligarşi oluşturan bir siyasetçiler grubunun oluşmasına engel teşkil etmez... Sonuç olarak, ne bir dışsal yasama ne de bir otorite olmalıdır -bu mesele söz konusu olduğunda, biri diğerinden ayrılmaz ve her ikisi birden toplumun köleliğine ve yasamacıların kendilerinin de bozulup çürümelerine yol açar.
Bundan benim her türlü otoriteyi reddettiğim sonucu çıkar mı? Hayır, böyle bir düşünce benden uzaktır... Şu ya da bu özel bilgi için şu ya da bu işin uzmanına gider fikir sorarım. Ama ne kunduracının, ne mimarın, ne de başka bir işin uzmanının otoritesini bana dayatmasına izin vermem... Aksi takdirde, bu otoriteyi nefretle reddederim ve onlara "Tavsiyelerinizin, talimatlarınızın, hizmetlerinizin, canı cehenneme!" derim.
...
Tek kelimeyle, biz, tüm yasamayı, tüm otoriteyi, ayrıcalıklı, lisanslı, resmi ve yasal tüm etkileri, evrensel oy hakkından doğmuş olsalar bile, reddederiz; çünkü bunların, önünde sonunda, egemen bir sömürücüler azınlığının çıkarlarından yana ve onlara tabi büyük çoğunluğun çıkarlarına karşı olduğuna inanırız.
İşte bu anlamda, bizler, gerçekten anarşistleriz.
submitted by sum-poopins to ilericilik [link] [comments]


2020.10.15 08:14 mizahyadamizah BABAMİ SİKİCEM

BEN BUNA NAPİCAM AMK BAŞTAN BAŞLAYAYIM babam karantinada benimde olmam gerekiyor ama değilim işte bana birşey gelmedi Corona felan da yok ben normalde babamın yanında dükkanda asansör işinde çalışıyorum ama dükkanda takılıyorum genelde dosya işi evrak işi rapor felan neyse ne alaka amk babam su günlerde evde duruyo ve tüm gün AMİNA KODUMUN TELEVİZYONU kapali duruyor akşam 7-8 gibi geliyorum HHOOOP AMİNA KOYDUĞUM TELEVİZYONU AÇIYOR HABER İZLİCEM DİYOR BİDE TRİPLENİYOR YA AQ SİLAH ÇEKİP VURASİM GELİYO tamam diyorum odama geçiyorum ayağımda yara var sıcak suya koyup telefonla oynuyorum yarım saat sonra geliyo küstünmü diyo çocuk gibi amk geliyo 10-15 saniye mal mal bakıyo içeri gel diyip çıkıyo KFKENFEKKC içeri geliyorum konuşuruz belki diye televizyondan ayrılmıyor neyse ben yine telefondayim yatma zamanı geldiğinde (2 gündür) evde misafir var benim yatagimda yatıyor (2 kardeşiz 2 yatak var küçük olan benim misafir de benden büyük) ben oturma odasında yatıyorum 2 gündür babamda oturma odasında candy crusha benzeyen bir oyun oynuyor neyse ben yatayım dedim saat 12 oluyo sabah 7-7.30da kalkıcam baba sen yatmıyor musun diyorum yo diyo 5 dakka sonra AMİNA KODUMUN TELEVİZYONUNU AÇIYOR TÜM GECE UYUYAMADIM BUNDA BİLE YAZIM HATASI YAPMIŞ OLABİLİRİM GÖZÜM AÇIYOR AMK İZLEDİĞİ ŞEY DE TRT1DE BİŞEY BABA UYUYORUM DİYORUM BANANE DİYOR AMK burda bayağı boş yaptım sayılır ama çoğu şeyi anlatamadım bile amk PlayStation var evde bakıyorum televizyon 8 saattir kapalı açiyim diyorum BU NE ÇİZGİ FİLM GİBİ DİYOR AÇ HABER DİNLİCEM DİYO ANASİNİ SİKİCEM WMA TÜM GÜN EVDESİN ZATEN OROSPU ÇOCUĞU SALDA OYNİYİM AZ HİÇBİR BOKA İZİN VERMİYO EVDE BOK GİBİ PC VAR WİFİ YOK PAZAR GÜNLERİ KAFEYE GİDİYORUM GÖNDERMİYOR AMİNA KODUGUM EVDE BİLGİSAYAR VAR DİYOR BİDE AQ GOGGLEİ AÇMIYOR tam bir yaşlı olmaya başladı ben nasıl düzgün irtibat kurarım aq he bide en önemlisi unuttum Çalıştığım yerde para da kazanıyorum hâli ile para biriktirdim 700 kadar baba telefon Alicam bi destek yapsana diyorum elimdeki telefonun ömrü bitti daha 3 yıl boyunca bizim ailede geziniyor kırık çatlak var ekranı düşüyor artık 2de1 tutuyorum aq bide bana diyor ki ALACAĞIN TELEFON SENİNKİNDEN İYİ DEĞİL DİYOR LAN İYİ OLMASA BİLE (ki daha iyi) ÖMRÜ BİTTİ TELEFONUN AMK KENDİSİ 4K PARA VERİP TELEFON ALDI VE NİYE BİLİYOR MUSUNUZ HARİTALAR ÇALIŞMIYOR DİYE AMK DKSNDKWMFKWMDAL ŞUANDA DA KULLANMIYOR BENDE ONUN ESKİ TELEFONUNU ALDIM
evet baya boş yaptım biliyorum çok büyük dertler değil ama anlatamıyorum amk yaşadığım şeyleri yazmak konusunda bok gibiyim illa betimlicem aq bunun bi çaresi bi şeyi yokmudur (HA BİDE UYUCAM YA HORLAMA DİYOR TELEVİZYONU DUYAMIYORUM DİYOR AQ SENİN UYUMAN GEREKMİYOR HERHALDE)
submitted by mizahyadamizah to KGBTR [link] [comments]


2020.10.12 21:26 givinger112 Bu Hafta Sencer Pusat Kılıç Koleksiyonu Alımında Gürz Hediyeymiş

Bu amına kodumun fukara orpspu çocuğu benim babam. Evde elektrik su yok 6 yaşındaki kardeşimle elimizde bidonlarla camiden su taşıyoruz eve... Sobada yakabilmek için 3 aylık yaz tatilinde ormanda kozalak topluyoruz, zaten büyük abimi bir gün ormandayken ayılar sikmiş ya da sabahları ekmek yapmak için eminönünde güvercinlere atılan buğdayları toplamamak için deli taklidi yapıyor, ayrıca tuvalete sıçtıktan sonra su dökmüyor... bizim okulun kantininden tost yiyebilmek için memur çocuklarının ödevlerini yapmaktan süper zeka oldum, iyi bir üniversite kazandım, babam olacak fukara orospu çocu bana haftalık 5 lira yolluyor, üniversite ve yurt arası bir saat her gün yürüyerek gidiyorum, pabucumun altı babamım anasının amı gibi paramparça. ayakkabı alıcam artık dedim. 3 ay boyunca para biriktirdim. O sıralar da sınıfta kesiştiğim çok güzel bi hatun vardı bigün dayanamadım yanına gittim, sohbet muhabbet vs. numarasını filan verdi ankesörlü telefondan aradığımda şaşırcağını bildiğim için telefonum bozuk dedim o zaman okul çıkışı bir kahve içelim dedi. Tamam demez olaydım keşke babamı sikselerdi de ağzımdan tamam lafı çıkmasaydı, FUKARAYLA KİM SSİKİŞİRKİNE AMMİOĞLU. kızla çıkışta buluştuk sikimsonik bi kafe ismi söyledi bana uyar dedim, bir oralet içeriz 2 haftalığımı bırakırım ayakkabı hayallerimi ertelerim dedim kış da geliyor ya neyse... gittik işte, garsona koçum bize iki oralet, neli olsun canım seninki diyemeden, beyefendi bizde oralet satılmıyor dedi kaçak çay var mı dedim ona da yok dedi o zaman ne satılıyor orospu çocuğu bu nasıl kafe amına koduğum diyemedim kızın yanında, kız bana bi sikomiçon vağt saklı muka dedi, ben de tekrar ettim garson bana "efendim?" dedi, kıza getirdiğinden getirsene kardeş dedim ama acayip kıllandım lavuğa, ulan şimdi bir aylık emeğimiz boşa gidecek derken bi artistlendim amına kpdumun lavuk garsonu parasıyla değil mi fukara amcıkk modundayım. Kızla sohbet muhabbet ettik fransız dadısından filan bahsetti kulaklarımı sikti ama yoksunluktan o sırada pek bi kafa açma olayını hissetmedim, neyse oturduk bi saat, kasaya gittim hesabı ödiycem masa 12 dedim, kasadaki kız 32 dedi bana. Gerizekalı özürlü herhalde dıye düşünerek hayır 12 12 diye bağırdım, kız hayır hesap 32 lira dedi, o bizim masa değil dedim o kadar tutamaz neyse az önceki garson lavuk geldi evet masa 12 filan dedi kızın yanında bir şey de diyemedim 32 liraya benim o kafenin tüm köşelerini sikmem lazımdı. Ben bu kışı da ayakkabısız geçirdim tüm malvarlığımı iki tane ishal boklu içeceğe vermiş oldum. Ben haftalık 5 lirayla amına koduğumun 2020sinde survivor yaşarken, boğaza külotla dalıp balık yakalarken amına koduğumun FUKARA OROSPU ÇOCU BABAM INSTAGRAM SAYFASINDAN TAKSİTLE KILIÇ ALMIŞ
submitted by givinger112 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.10 23:19 SirPsyduck8 Anı değil de küçüklüğümden inyçternet hikayeleri dizisi gibi bişey işte. Madem herkes istediği şeyi paylaşabilir, paylaşayım o zaman.

Ben çok küçükken şöyle bir çizgi film vardı. Bi de bunun bir robot tavukla savaştığımız oyunu vardı. Annem babam çalışıyor ben de mecburen kreşe gidiyorum o zamanlar. O oyuna ne kadar zaman harcamışımdır kim bilir aslında hatırlamaya çalışınca çok basit ve kısa olduğu aklıma geliyor ama dediğim gibi çok küçüğüm.. Hiç bir şey bilmiyorum, bastığım tuşların anlamlarını, ne işe yaradıklarını deneyerek öğreniyorum. Oyunu kendim arayamıyorum mecburen ablamı çağırıyorum. Öğrenmeye çalışıyorum, çabalıyorum ve bir de bakmışım okuma ve yazma öğrenmişim. Ayrıca bilgisayar bilgim de artmış. Oyunu bitirebiliyorum artık. Ama başka bir şey var, farklı bir şey. Daha fazlasını yapabilirim! Ve işte burada başlıyor hikayem.
...
...
...
... Sonra ilk işim bilgisayarda yüklü eğitim amaçlı oyunları oynamak, üstelik türkçe dublaj bile var. Bu , şu ve şu oyunlar bana bilimi ve doğayı sevdiriyor, özellikle hayvanlara bayılıyorum.
...
...
Bilgim ilerledi artık daha fazla lazım. İnternetten şu siteyi buluyorum, içinde hayvanlar ve doğayla ilgili birsürü eğitici şey var. Bunun da sonu geliyor.
...
Hiç normal oyuncağım yok sadece hayvanların var. Her ay yeni bir paket uygun hayvan oyuncağı alıyorum. Başka oyuncağım yok. Eskiden oyuncaklar ucuz tabii. Birsürü hayvan oyuncağım oluyor ve yarısı hala duruyor. Daha ilkokula bile gitmedim ama hayvanlarla ilgili ansiklopedilerim var.
...
...
Okuma ve yazman gelişti, artık bir şey yapmalıyım. Ve ilk ansiklopedimi yazmaya böyle karar veriyorum.
...
Yazım iyi değil tabii ki "s" leri ters yazıyorum ama bir ajanda kalınlığında ilk ansiklopedim hazır. Her sayfasında hayvanın adı, kendi çizimim, beslenmesi ve bazılarında ufak bir bilgi var.
...
İkinciyi yazıyorum ama daha gelişmiş.
...
Üçüncüyü yazıyorum ama bu sefer içinde dinozorlar var.
...
Beyblade ile ilgili bir tane yazıyorum.
...
Ben 10 ile ilgili yazıyorum.
...
Anlayacağınız , yazıyorum.
...
Yazdıklarımın çoğu şuan yok ama belki bir yerlerden çıkarlar, kim bilir.
...
...
...
...
... Ve sonunda bilgisayara geri dönme vaktinin geldiğine karar verip, oynayabildiğim kadar flash oyun oynuyorum. Birsürü güzel çizgi film izliyorum. (Arada kötü şeylerde oluyor ama bunlar iyiler.)
...
...
...
Günümüze döndüğümüzde ilk birine önemli bir zarar verme anımı anlatamadığımı fark ediyorum.(Neden anlatacağımı ben de bilmiyorum)
...
...
Kreşte bir çocuk var adı aklımda. Sürekli sıkıyor, cimcikliyor, morartıyor. En sonunda kreşte, benim oynadığım, kolum kadar, tahta blokları benden beni sıkarak zorla alıyor. İşte o an çat vuruyorum blokla kafasına. (kanıyor ve dikiş atılıyor) Hak etmişti diyorum çünkü hak etmişti komiktir ki, tonlarca başkalarının bana önemli zararlar verdiği anım olsa da, bu ilk ve tek birine fiziksel olarak ağır zarar verme anım. ( Bu arada kreşte uykudan önce Elmo, büyük kırmızı dev bir köpek ile ilgili bir çizgi film ve Winx izliyorduk ki bence önemli detay)
...
...
...
...
Dönelim ilkokulun başlangıcına.
...
...
Hayatımın en boş 2 yılı 1. ve 2. Sınıf. (Aslında tüm ilkokulum çok kötüydü ama)
...
...
...
Hiçbir şey öğrenmiyorum çünkü zaten biliyorum. Bari okulda oyun oynayıp arkadaşlarım olsun diyorum ki o an gerçeği anlıyorum.
...
...
...
Aslında hayatta eğlenceli, önemli, ona göre sosyal hayatın gelişecek ve arkadaş edinmeyi çok kolaylaştıracak şeyler. Bilgi, birikim, kültür ve eğlence değil. Futbol, anne babanın etnik kökeni, dini, hangi partiye oy verdikleri, para ve vücudun gibi şeylermiş.
...
Aile arkadaşlarım dışında, okul arkadaşı olarak, tek bir iyi arkadaşım oluyor 2. ve 3. Sınıfta. Kendisiyle benim hobilerimin farklı ama oyun oynuyoruz, zaman geçiyoruz, nerf ile market soymaya kalkışıyoruz falan filan.
...
Sonra uzağa, şu an ki olduğum yere taşınıyoruz, yıllar geçiyor ve hala değişmemiş hayatını kolaylaştıracak şeyler, üstüne bir de başkalarının baskısı gibi bir çok şey eklenmiş.
...
Yıllar birdaha geçiyor ve hiçbir gerçek arkadaş yok elimde.
...
Süperzeki falan değilim, aptal da değilim, çok kötü biri değilim (sanırım), çok çok fakir de değilim, zengin hiç değilim ama hala mutluluktan çok, mutsuzluk kaplıyor içimi. Birsürü dert var kafamda, yavaş yavaş çözeceğim umarım.
...
Bu demek olmuyor ki hiç mutlu olmuyorum, oluyorum tabii bazen. Sadece dünyada önemli olan şeylere sahip olamadığım için üzgünüm.
...
Sınavlarda derece yaptığım için geziye götürecek ama güzel gözüken, ütülü bir pantolonum olmadığı için arabaya bile almayıp evime gönderen öğretmenim yüzünden üzgünüm. Daha dinin ne olduğunu bile bilmeyen çocuklar beni din için gerekli şeyleri yapmıyorum diye şuçladığı için üzgünüm. Futbol oynayamadığım ve sevmediğim için dışlandığımdan üzgünüm. Bilim ve sanat merkezinin sınavını kazandığım ama mülakatta ailesel bilgilerim yüzünden beni eledikleri için üzgünüm. Daha bir çok şey için çok üzgünüm. Ama biliyorum ki, başka insanların önemli olduğunu düşündükleri şeylerin benim hayatımda etkisi olmamalı. O yüzden mutlu olmayı kendi yolumdan başaracağım. Eminim ki bunları tekrar yaşamak veya değiştirmek için şansım olsaydı, aynı seçimlerini bir daha yapardım. Yalan, kolay bir mutluluk yerine, farkında olduğum, kendi istediğim şekilde mutlu olmaya çalışmayı şeçerdim ne kadar güç olsa da.
...
Neyse şimdi ilk başta anlattığım oyunlar ve şeyleri bu günlerde üst üste yaşadım. Yıllardır görmediğim adını bile hatırlamadığım, şeylerin neredeyse hepsini rastlantı veya merak sonucunda buldum ve mutluyum. Güzel şeyler oldu, kendimi biraz geliştirdim geçtiğimiz aylarda. Bu newde birsürü çöp post var ben de bir tane atayım o zaman.
...
Hep mutlu olun, sağlıkla kalın, İyi geceler.
...
"Anı değil" demişim,normalde sadece internet şeyleri olacaktı içimi döktüm kusura bakmayın.
submitted by SirPsyduck8 to akagas [link] [comments]


2020.10.10 22:27 PilotSakirBey Türkiyedeki Terör Örgütleri'yle (PKK) Başa Çıkmak

(yorum yapacaksanız tamamını okuyun öyle yapın beyler)
(ayrıca konunun uzmanı değilim, bunlar sadece kişisel görüşlerimdir)
(düzeltme: Bu yazı yazanlar terörü %100 bitirir diye bir iddiam yok. Yanlış anlaşılma olmasın, sadece terörle mücadelede yapılabilecek birkaç şeyden bahsettim. Yoksa yazmadığım bazı etmenler olduğunun farkındayım.)
Öncelikle buradaki PKK hakkında yapılan yorumların kalitesi beni benden alıyor. "yAqaLıM Bu QüRt'leRi OglEm" tarzında yorum yapıyor millet. Lan cihangir orospusu değilim de be amın oğulları azınlık katliyle varmaya çalıştığınız nokta ne ? İşin zaten ahlaki ve etik boyutunu geçtik bu ülkeden Kürt'leri silin PKK gider başkası gelir. He bir de öldürdüğünüz milyonlarca insanla kalırsınız ve işin en kötü tarafı Avrupalı piçler "fUcKinG tUrks GEnoCiDe AgaIn" dediklerinde haklı olacaklar. Lan Kürtlerin yarısı terörü desteklese (ki kesinlikle çok daha azı destekliyor) bile bir şey farketmez. Adımız yüzyıllar boyunca silinmeyecek şekilde lekelenir. Şimdi zaten buradaki aklı başında arkadaşların (ki bu arkadaşlar çoğunluktadır) "Kürt öldürelim eheheuiehe" demeyeceğini biliyorum o yüzden hadi artık Türkiye'de terörün nasıl bitirilip bitirilmeyeceğini konuşalım.
 (TERÖR NASIL BİTİRİLMEZ) 
  1. Beyler artık hepimizin şunu anlaması gerekiyor. Dağlarda terörist avlamak bizi hiçbir yere ulaştırmaz. Her zaman görüyoruz " 4 Kahraman Askerimiz Şehit Oldu Ama 30 Terörist Etkisiz Hale Getirildi " tarzı haberleri. Peki ye size soruyorum, madem biz bu kadar terörist indiriyoruz yıllardır, neden bunlar halen bir problemin ? Çünkü PKK'nın boşalan kadroları hemen doluyor, yani köylerden şehirlerden Kürt'ler (ki genelde bunlar köyden giden 18 yaş altı bireyler hatta çocuklar oluyor) her gün dağlara çıkıyorlar. Yani anlayacağınız yılanın başını ezmek lazım. Ama bu ezme yöntemi öyle katliamla, soykırımla, ayırmayla veya asimile etmekle olmaz. Bunu daha sonra konuşacağız.
ek: Asker yollamayalım demiyorum. Asker yollamak tabii ki mecburiyetindeyiz ama demeye çalıştığım şey "sadece" askeri müdahalenin bir işe yaramayacağı.
(Beyler yanlış anlaşılma olmasın ben burada "Biz Kürtleri bu hale getirdik gibi birşeyden kastedmiyorum. Kürtlerinde suçu büyük. Ama çoğunluk olarak bazı sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.)
  1. Beyler biliyorum burada Kürtlerle dalga geçmek eğlenceli oluyor (ben de Kürt geyiği yaparım en nihayetinde) ama bazen b o k u n u ç ı k a r t ı y o r s u n u z. Bokunu çıkartıyorsunuz. Hadi hep beraber söyleyelim " Biz-esprinin-bokunu-çıkartıyoruz " Bakın bunu dememin nedeni şu, siz bir insana bir özelliği üzerinden, kültürü üzerinden, ırkı üzerinden yani değiştirmeyeceğiniz bir özelliği üzerinden dışlarsanız, dalga geçerseniz (tabii ki bokunu çıkartırsanız, yoksa herkes şaka kaldirabilmeli belli bir düzeye kadar) dalga geçtiğin birey o özelliğibe daha çok bağlanır. Siz bir Kürt'ü veya Kürt ırkını durmadan aşağılarsanız, dalga geçerseniz amacınız kötü olmasa bile işin bokunu çıkarttığınız için bunlara maruz kalan Kürt, ırkına daha çok bağlanır. Mesela ben birkaç yıl önceye kadar insanların ırklarına pek takılmazdım. Yani zerre ilgilendirmezdi beni birinin ırkı. Fakat şu anda yıllar geçtikce bazı yabancılar benim Türk'lüğümü aşağılayıp beni asla yapmadığım (ve atalarımın da yapmadığı şeyler yüzünden) "barbar", "brainwashed", "yobaz" gibi şeyler demesi yüzünden ben ırkıma daha çok bağlanıyorum (belli bir yere kadar milliyetçilik iyidir ama bu iş kahvehane dayılığına kadar gider). Heleki Arap'ların ve Ermeni'lerin Türk'lere karşı tutumu yüzünden ben (özellikle Araplara karşı) içimde bir nefret besliyorum. Böyle olmaması lazım. Tamam Pelinsu olmayacağız tabii ama Suudi Arap denince kan şekerim düşmemesi, vücudumdaki bütün kaslar kasılmaması lazım. Yani gidip de milleti dışlayıp dalga geçmememiz lazım (daha doğrusu BOKUNU ÇIKARTMAMANIZ) amacımız Kürtlerin bizi sevmesini sağlamak olmalı ama millet nefret ettirmek için elinden geleni yapıyor.
    (TERÖR NASIL BİTİRİLİR)
  2. Başta dediğim gibi Kürtlerin dağa çıkmasını engellemek lazım. Ve şu anda terörist olan Kürtlerin neredeyse hepsi çocukluktan itibaren PKK'nın propagandasına bazen ailesi, bazen arkadaşları bazense sosyal medya yüzünden maruz kalabiliyor. Bu yüzden bizim Anadolu'nun her köyüne girmemiz lazım. Eğitim getirmemiz ve çocukları iyi gözetlememiz lazım. İnternet konusunda da zaten PKK propagandası olabildiğince engellenmeli ve cezalandırılmalı. Çocuklara ve gençlere gereken eğitim ve hizmet (altyapı, elektrik vs.) verilebilmeli. Eğer siz PKK'nın gençlere ulaşmasına izin vermezseniz onlar da terörist olmaz. Yani gidip Kürt ve Türk çocuklara "Ali ata bin"den önce hepimizin aynı toprağın insanı olduğunu öğretmeniz lazım.
  3. HDP'de aslında Türkiye'deki bütün partiler gibi kendi içinde bölünmüş bir parti. HDP'nin içinde PKK destekçileri olduğunun yanı sıra aslında gayet kaliteli ve düzgün insanlarda var. Yani CHP'de Canan Kaftancıoğlu'nun varlığı gibi burada PKK destekçisi olduğunu gizlemeyen de insanlar var. Devlet HDP'den durmadan birilerini hapse attığını biliyoruz fakat bu hapse gidenler ne yazık ki her zaman iyi seçilmiyor. Yani terör destekçisinin yanında düzgün adamlar da gidiyor. Bunu neden diyorum. Çünkü bizim HDP'yi kapatmak gibi bir şansımız yok. Türkiye'deki Kürtlerin bir çoğu kendilerini sadece HDP'nin temsil ettiğini düşünüyor. Bazı Kürtler HDP'nin PKK'cı tarafını benimsiyor ama çoğu Kürt HDP'nin terör örgütlerini desteklediğini kabullenmek istemez . Çünkü dediğim gibi adam kendisini başka kimsenin temsil ettiğini düşünmüyor ve terörist olduğunu kabullenmeyen secmende terörist değildir, sadece kendini kandırır. Eğer siz HDP'yi kapatırsanız aslında terörle ilgisi olmayan seçmeni bile terör destekçisi yapıp, ülkeyi zor duruma sokarsınız. O yüzden HDP'de iyi bir temizlik yapılmalı. Terör destekçisi adamlar hapse atılmalı, hapisteki bazı düzgün adamlar serbest bırakılmalı ve HDP alternatif, içinde terör sempatizmanı kişilier olmadan, iktidar olmaktan çok koalisyonlarda etkili bir parti olma amacında yoluna devam etmelidir. Yani devlet hapse attığı kişileri düzgün seçmelidir.
Dediğim gibi Kürtleri bu hale direkt biz getirmedik ama düzeltmekte de rolümüz büyük. Bunu bir ağabeyin kötü yola düşmüş kardeşini düzeltmek olarak düşünebiliriz. Ağabey kardeşi düştüğü yol yüzünden aşağılarsa daha kötü hale gelir işler, ağabey kardeşin esrarlarını bulup yok etse kardeş yine gidip alabilir (nasıl başa çıkılmaz 1) ve en önemlisi ağabey kardeşini öl-dür-mez. Bu her şekilde kardeş katli olur. Şimdi diyecekseniz kardeş ağabeyini öldürmeye çalışırsa nolur diye. Buna da şöyle cevap vereyim. Bir sır bozacağım ama Türkiye'deki her Kürt terörist değil. Kürtlerin %15-20'si terörü destekliyordur. Bu size çok büyük bir rakammış gibi gelmesin çünkü bu %20'nin tamamı potansiyel terörist değil. Bunların çoğu Cihangir solcusu, Klavye delikanlısı ve de bizim kahvehane dayılarının Kürt versiyonları. Bu insanları siksen eline silah alıp dağa çıkmaz, destekleri sözde kalır ve doğru bilinçlendirmeyle çoğunu geri döndürebilirsin.
Beyler umarım yanlış anlaşılma olmamıştır. Heleki nasıl çözülmezin 2. kısmında derdimi anlatamamış olabilirim. Neyse uzun uzadıya fikirlerimi anlattığım bu yazıyı okuduğunuz için teşekkürler. Bir hatam varsa belirtirsiniz, iyi geceler.
submitted by PilotSakirBey to KGBTR [link] [comments]


2020.10.10 15:50 yuzenpipi BİR METİN YAZMAK İSTİYORUM VE SADECE İÇ DÖKECEĞİM

Hatayda yangın var biliyorsunuz bilmeyenler de bilsin artık ve "ATEŞİN ÇOCUKLARI" denen orospu çocukları yapılan eylemi üstlendi ve daha önce çıkan çoğu yangından da bu kişiler sorumlu tutulmaya başladı, garip isimler dediğime bakmayın kısa ismiyle PKK bunlar;
Ben aşırı muhalif bir insan olarak ve AKP'den Erdoğan'dan ve bilimum çoğu AKP ile alakalı olan herkesten nefret ettiğimi defalarca kez dile getirdim hala da getiriyorum ama ne yazıkki CHP'nin de yanında duramıyorum artık, PKK'ya alenen destek verdiğini açıklayan HDP'nin yani benim gözümde PKK'nın meclisteki uzantısı olan partinin yalamacısı oldu CHP artık. Neden? Sebebi ne bu aptallığın? 1 2 kürtten fazladan oy almak için mi? Twitter'de geziniyorum sabahtan beri bir siyasi de şu piç kuruları hakkında birşey söyeyecek mi diye ama yok. AKP'lisi de CHP'lisi de İYİ partilisi de inatla hiçbir söz söylemiyor.
Ben CHP'ye karşı sempati duyduğumu da söylemeliyim ama "Öcalan" namı değer "Çocuk katili orospu evladı" ile boy boy poz veren birlikte mitinglere çıkan Selehattin Demirtaş ve bilimum HDP üyeleri göz altına alınınca ya da tutuklanınca nedense CHP kanadı ayaklanır oldu. Demokrasiye aykırı dendi vekil susturulamaz dendi. Peki neden? Kılıçdaroğlu'ndan da nefret eden birisi olarak neden sen muhalif partinin başında olan insan evladı neden Selehattin Demirtaş'ın götünü yalıyorsun hapisten çıksın diye yırtınıyorsun.
Benim bu ülke hakkındaki görüşüm artık iyice şekillenmeye başladı, Sağ partiler de Sol partiler de ülkenin iyiliğini istemiyor, iki taraf da 3 5 kişinin ceplerini doldurup milleti aç bırakmak istiyorlar. Ben ABD'ye bakıyorum Almanya'ya bakıyorum bu işler nedense böyle yürümüyor. Sağ partiyi de seçsen Sol partiyi de seçsen ülkenin her şekilde bir yönü gelişme gösterecek. Ama Türkiye'de CHP'ye de atsan AKP'ye de atsan ülkenin anası sikilecek gibi duruyor. Bunun asıl sebebi CHP'nin yani muhalif partilerin en güçlüsünün içinin boşaltılmasından kaynaklanıyor. Canan Kaftancıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu... gibi bilimum onlarca isim CHP'nin adını kötüleyip PKK destekçisi olmaktan ileriye gidemiyorlar.
Bu konuda birşey yapılması gerekiyor çünkü gerçekten tuttuğumuz taraf da artık iyi taraf olmamaya başladı, ve ne yazıkki 3 5 isim dışında gerçekten hiçbirşeyi haketmeyen isimlerle dolmaya başladı meclis. Halkı temsil eden adamın onlarca yatı katı olmaz, aylık yattığı yerden otuz bin TL maaş almaz, kendi cebini değil halkının iyiliğini düşünür.. Ama sağolsunlar hiçbirisi kendileri dışında hiçbir konuda devlete katkıda bulunmayan orospu evladı topluluğu olduğundan yapacak birşey kalmadı. Nerede tarlada çalışacak kerhane önünde bekçilik yapacak pavyonda çalışacak alt sınıf insan var meclise doldurmaktan oldu bunlar hep. Umarım gelecek yıllarda düzelir demek istiyorum ama hiç sanmıyorum. Ananı sikeyim PKK ve ananızı sikeyim tüm PKK destekçileri.
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.10.09 16:52 open-the-kimono Karamsar olmak yanlış mı? Asıl sorunumuz ne?

"Ümitsizlikle dolu muhalefet" çok uç ve sevimsiz bir tanım. Bunlarla ilgili bu subreddit'te yapılan paylaşımlar kime neye yönelik bilmiyorum ancak "karamsar" olmamak pek elde olan bir şey değil.
Konuyu açmadan önce şunu belirteyim pozitif düşünüp bir bok yapmayan ile negatif düşünüp bir bok yapmayan kişiler terazide dengededir. İkisinin arasında fark yok.
1)Öncelikle izin verirseniz yeni kurulan partilerden birinden bahsedeyim; DEVA Partisi. Gelecek vaat ediyor, bize kaliteli eğitim sunacağını söylüyor, eğitimin her şeyden daha üstte olacağını söylüyor DEVA. Pekâlâ bundan 20 yıl öncesine gidelim. Aynı şeyleri din temalı vaat eden, halkın ağzını sulandıran şey AK Parti değil miydi? Toplumun ihtiyacı olan belki o dönemde AKP gibi bir partiydi. Bugün seçimler yaklaşıyor ve ben DEVA'nın AKP gibi olmayacağını nasıl bilirim? Siyasi partiler bu dönemlerde tek amacı halkın suyuna gitmek değil mi? Her konuşmasında sayın Babacan, "komisyonlarımız var üzerinde çalışıyor" diyor. Ne zaman net bir cevap alacağım ben? Azınlık sorununu gerçekten kabul edecek biri mi? Evet, biraz ışık var ancak bu yeterli mi?
2)Püriten denilecek düzeyde muhafazakar, sağlık personelini gasp eden insanlar ile dolu bu memleket. Gelen genç kuşak Z ise yeteri kadar iyi mi? Tüketim Toplumu gibi kitaplar okudukça bu yaratılan Z kuşağının aslında basit birer kitle olduğunu gördüm. Okulun bahçesine havuz yaptıracam diyen başkan adaylarına hâlâ inanıyorlar! Siyaset beni ilgilendirmiyor demeleri artık uyandıkları manasına gelmez. Misal HDP gibi "siyasi partinin" susturulmasını doğru buluyorlar. Gel gör ki siyasette süper kahraman ve kötü adamlar yok. İstenilen şeylerin bir çoğu bireye indirgenmiş. Evet okullarda sağda solda AKP kötü atmosferiyle iyi bir gaz aldıkları için AKP yi devirebilirler. Ama peki ya bundan sonrası?
3) Atatürk ilkelerini hâlâ temel olarak almak lazım diye düşünen kesimler var. İdeolojiler birer su gibi dinamiktir, katı olduklarında donduklarında alternatif ararsın. Ulus-devletçilik ölüyorken yeni, orta ve yaşlı kesimleri hâlâ tatmin eden milliyetçilik. Dogmatik tavrı red eden Atatürk'ten beslenmek gerekiyor. Milliyetçi bir Atatürk'ten değil. Ancak bu düşünceyi özgürce halka anlatamazsınız. Malum cancel culture. (Evet, Atatürk'ün büyük bir isim olduğunu hepimiz biliyoruz. Keşke tarih bilgimiz az biraz fazla olsa da dogmatik olmayan Atatürk'ü öğrensek.)
4) Gerçekten üreten bir kesim yok. Evet devlet iş alanları açmalı. Yine de girişimci insanlar yok. Hâlâ o dışarıdan gelen teknolojik aletler neden pahalı diye sorgulayan yok. Mesele sadece kur farkı değil ki? Ülkede gerçekten bir şeyler başarmak isteyen yok. Üretmedikçe vergiler katlanıyor pek tabi. Ülkedeki çoğu genç kesim İnci Sözlük kullanıcısı gibi. Gerçekten bilgili bir kesim var ama anadolu onlarla mı dolu? Sanmıyorum.
5) Ülkede SOL parti yok. Muhalefet yok. Daha ne olabilir ki?
Pekâlâ elinizde; özgür, dinamik ve "açık" bir parti yok. DEVA açık değil. DEVA Kürt sorunundan muhafazakar temele kadar üstü kapalı yorumlar yapan bir parti.
Üretmeyen kahve siyasetçileri ve üretmeyen genç kitleler var. Milliyetçi ve Tayyipçi kesimlerin linçleri neredeyse bütün özgün fikirleri eziyor.
Sorun şu; seçimlerle AKP gittiğinde her şey gerçekten düzelecek mi?
Benim inancım manipülasyonlardan kurtulan, politik reformu elinde tutacak bireyler olmadıkça gerçekten bir şeyler düzelmeyecek.
submitted by open-the-kimono to svihs [link] [comments]


2020.10.08 23:17 MertGunhan GÜNHAN 2350: BİR UZAY MACERASI

Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Adıyaman kolonisi Jupitris sektörünün uzaklarında olduğu için pek fazla hareket yok. Buraya ne asker gelir ne jandarma bakar. Kendi yağında kavrulur.
Ya da biz öyle sanıyorduk.
Her şey Suriye kolonisinden gelen mülteciler ile başladı. 500 Kadar mülteci geleceğini önceden duymuştuk. Daha önce koloniye bu kadar fazla mülteci gelmemişti bu sebeple 500 adet Suriyeli ile ne yaparız bilemiyorduk. Yine de bunu sorun etmedik, sonuçta her sorunu kendi içimizde çözmeye alışmıştık. Mülteciler büyük koloni transport gemisi "Emine Erdoğan" ile geldiğinde de şaşırmadık. Bu tarz gemiler çok uzun süreli yolculuk edebildiklerinden hükümetin emirleri gereğince içinde mescid, cami ve 30 kişilik bir diyanet ekibi taşırdı ve Suriyelileri bu gemide getirmeleri gayet normaldi.
İnen Suriyelilerin lideri ve bizim liderimiz Watson Jackson arasında bir görüşme yaşandı önce. Jackson iyi bir adamdı fakat Suriyelilerin lideri Durka İsmail'de yaman birisine benziyordu doğrusu.
Görüşme bittikten sonra her 5 Suriyeliyi bir koloniste atadılar. Bunlar bizim oryantasyon sürecinde bakacağımız kardeş Suriyeli ailelerdi. Yalnız bana kardeş Suriyeli aile yerine Diego Jose Fernandoz Mujer Esclava Papilla isimli Meksikalı bir aile düşmüştü.
Watson Jackson bu karışıklık ile ilgili bir bilgisi olmadığını, Meksikalı ailenin de geri kalan mültecilerle birlikte gemiden indiğini belirtti. Bende sesimi çıkartmadım. Bu ailenin üç tane çocuğu vardı, bunlardan en küçükleri Hermanos adında bir çocuk, ortancaları Papagiri isimli bir zenci, en büyükleri ise Jimenez Hera isimli bir kızdı. Jimenez fena bir kız değildi fakat 22 yaşında kendisinden beklenmedik bir ergenlik gösteriyordu.
Üç kardeş ile ilk tanıştığımda bu koloni gemisine pek uyum gösteremeyeceklerini anlamıştım. Hermanos içine kapanık, sosyal sıkıntıları olan bir veletti. Papagiri ise (zenci olduğu için gayrimeşru bir çocuk olmalı diye düşündüm) Harlem kolonisi geçmişi olduğundan sürekli olarak anlaşmazlık yaşandığında “Senin beyaz kıçını tekmelerim kraker” gibi kelimeler kullanmaktaydı. Yine de hiçbiri Jimenez kadar aykırı değildi.
İlk bir hafta içinde Jimenez, Papagiri ve Hermanos’tan oluşan üçlü beni hayatımdan bezdirmeyi başarmıştı. Hermanos sürekli olarak ağlıyor, bağırıyor, bu kolonide yaşayamayacağından dem vuruyordu. Papagiri ise yanında getirdiği titreşimli boncuk tabanca ile sinirlendiğinde baldırlarıma ve kaba etlerime ateş ediyordu. Jimenez aralarında en kötüsüydü çünkü Jimenez’in işkence tarzı psikolojikti.
Bana sürekli olarak ne kadar yetersiz olduğum ile ilgili laf sokuyor, kolonideki en işe yaramaz çocuk olduğumu söylüyordu.
Bütün bu durum, 3 ay kadar devam etti. Her seferinde tölere etmeye çalıştım fakat artık sınırlarıma dayanıyordum. Jimenez’in odama girip yatağımı ateşe vermesi ve gofretlerimin içine iğne ile asit enjekte etmesi bardağı taşıran son damlaydı. Önce konuyu Watson Jackson, sonra ise Durka İsmail ile konuştum. Watson mültecilere iyi davranmak ve koloni medeniyet puanımızı yükseltmek için bazı şeylere göz yummamız gerektiğini söyledi. Sanırım bunun kolonide gün geçtikçe artan taciz oranları ve yeni yapılan camilerle bir alakası vardı. Watson İsveç modelini benimsediklerini söyledi. Yani ne kadar taciz artarsa artsın, ne kadar cami yapılırsa yapılsın, koloni insanlarının sesinin çıkmaması gerektiğini savunuyordu.
Durka İsmail ise kendisiyle görüşmeye gittiğimde tam olarak anlayamadığım kendi dilinde bir şeyler söylemişti;
“İsmail cihad, durka durka, muhammed cihad, allahallah, bismilfelahifillah, cihad’ül rahvan, durka, durka durka durka, molotof cihad, 9/11, burka burka, durka şörpa”
Durka İsmail’in bu dediklerinden konu ile ilgilenmeyeceğini çıkarttığımdan, çözümü kendi kendime bulmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım.
Bunun için çok mantıklı bir plan yapmam gerekiyordu. Bu plana önce en zayıf halka Hermanos ile başlamam gerektiğinde karar kıldım.
Hermanos içine kapanık bir çocuktu. Koloni doktoruna gidip hastalığı ile ilgili ilaç aldığını biliyordum. Hermanos’un şiddetli krizlerini durduran tek şey aldığı ilaçlardı.
Odasından ilaç kutusunu çalmak kolaydı. Küçük hapların her birinin içine şırınga ile yüksek miktarlarda asit koymak ise çocuk oyuncağı. Hermanos bu akşam ilaçlarını aldığında yarım saat sonra yüksek miktarda asit aldığından korkunç bir psikoza girecekti. Fakat bu yeterli değildi. Hermanos odasını Jimenez ve Papagiri ile paylaşıyordu. Bu sebeple planımın tam anlamıyla işlemesi için öncelikle hepsinin gece vakti baygın olması gerekiyordu.
Odalarının yedek oksijen deposunu karbondioksit ile değiştirdiğimde oksijen yetersizliğinden uykularında bayılmaları işte oldukça kolay oldu. Bu yedek oksijen deposu ancak oda modülü ana havalandırmadan ayrıldığında devreye giriyordu. Her modül koloniye bir şey olduğunda koloniden ayrılabiliyordu, bu süreçte de 6 saatlik haznesi olan yedek oksijen deposu devreye giriyordu.
Önce Papagiri gözlerini açtı. “Hangi beyaz kraker beni uyandırdı” diye bağırdı fakat daha sonra sesin odalarındaki masanın üzerindeki ufak bir holo-teyp’ten geldiğini gördü. Holo-teyp, tabii ki benim onlara gönderdiğim özel mesajı içeriyordu.
“Selam, Jimenez, Papagiri ve Hermanos. Hesaplarıma göre şimdiye kadar yedek oksijen deposu çalışmaya başlamış olmalı. Son üç saattir oksijen azlığından dolayı baygındınız. Şimdi ciğerlerinize yeni oksijen girdiğinden başınız dönüyor olmalı. Ama sen değil Hermanos. Hermanos büyük ihtimalle yatmadan önce ilaçlarını aldın. Fakat bilmediğin şey o ilaçların içinde ciddi anlamda asit olduğuydu. Mideden aldığın için büyük ihtimalle uykunda asit etkisini gösterdi ve şu anda korkunç bir tribin içindesin…”
Holoteyp haklıydı, Hermanos’un gözleri çılgınca duvara bakmaktaydı, çevresinden tamamen kopmuştu. Zavallı piçin algıları bitmişti.
“Evet Hermanos, bu trip büyük ihtimalle senin için korkunç olacak. Jimenez ve Papagiri’yi öldürmen işten bile değil, tabii onları senin öldürmene gerek yok, onlar için de başka sürprizler hazırladım. Papagiri, sen uyurken kıçına kocaman bir fitil soktum. Bu fitilin içinde koloni biyoloğundan aldığım çok ciddi xeno-virüsler var. Bu xeno-virüslerin hepsini bir arada alırsan vücuduna ilerleyen saatlerde ne olabilir bilemiyorum fakat kurtulmak istiyorsan çözümün Jimenez’e yutturduğum ve plastik haznenin içinde olan anti-virüs hapında. Fakat her geçen saat Jimenez’in midesinde plastiğin eriyip hapın yok olması demek, bu sebeple bir an önce getto cerrahi yeteneklerini konuştursan iyi olacak.
Ve Jimenez…Papagiri’nin işini kolaylaştırmak gibi olmasın ama sen uyurken el ve ayak bileklerine anestetik sprey sıkıp seni nano çivilerle yatağa sabitledim. Böylece ameliyat gerçekleşirken hareket edip Papagiri’nin getto cerrahisini daha zor hale getirmezsin. Ha bu arada, odanızda hiç bir cerrahi malzeme yok, onları kabininizi koloniden ayırmadan önce koymayı unuttum. Şu anda büyük ihtimalle itici gücünüz bitmiştir ve derin uzaya doğru yola çıkmışsınızdır. Yedek oksijeniniz önümüzdeki 4-5 saat sizi idare eder. Tabii ne kadar az kişiyseniz, o kadar az oksijen harcarsınız. Ayrıca, tüm iletişim modüllerinizi kestim, yani sinyal vermek için uğraşmayın. Bu güzel yolculuğun tadını çıkarmanız dileği ile, hoşçakalın.”
Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Yani oldukça sessiz, normal ve standart.
submitted by MertGunhan to wiredpeople [link] [comments]